İşe İade Davası | İş Sözleşmesinin Sendikal Nedenle Feshi

T.C.

BURSA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

3. HUKUK DAİRESİ

E. 2017/343

K. 2017/256

T. 28.12.2017

• İŞE İADE DAVASI (İş Sözleşmesinin Feshinin 4857 S. K.’nun 19. Md. Hükümlerine Aykırı Olduğu – İş Akdinin Geçerli Bir Sebeple Feshedilmediği Kanaatiyle Davanın Kabulüne Karar Verilmesinin Usul ve Yasaya Uygun Bulunduğu)

• FESİH BİLDİRİMİ (Herhangi Bir Fesih Nedenine Yer Verilmediği ve Feshin 4857 S. K.’nun 17. Md. Hükmüne Göre Yapıldığının Belirtildiği – Fesih Bildirimi Yazılı Olarak Yapılmadığından ve Fesih Sebebi Açık ve Kesin Bir Şekilde Belirtilmediğinden İş Akdinin Geçerli Bir Sebeple Feshedilmediği/İşe İade İsteminin Kabulünün Doğru Olduğu)

• GEÇERLİLİK ŞARTI (İş Sözleşmesinin Feshinin 4857 S. K.’nun 17. Md. Hükmüne Göre Yapıldığı Hallerde Fesih Bildiriminin Yazılı Olarak Yapılması ve Fesih Sebebinin Açık ve Kesin Bir Şekilde Belirtilmesinin Zorunlu Olduğu – Yasadaki Düzenleme Emredici Nitelikte Olup Geçerlilik Şartı İhtiva Ettiği/İşe İade)

• İŞ SÖZLEŞMESİNİN SENDİKAL NEDENLE FESHİ (İşe İade/İş Akdinin Sendikal Sebeple Sona Erdirildiğinin Mutlak Olarak İspatlanması Gerekmeyeceği Kaldı Ki Buna Dair Bir Talebin de Bulunmadığı – İş Akdinin Geçerli Bir Sebeple Feshedilmediği Kanaatiyle Davanın Kabulünün Yerinde Olduğu)

4857/m.17,19

ÖZET : Dava konusu ihtilaf, davalı işverence yapılan iş akdi feshinin, 4857 S.Y. kapsamında belirlenen usullere aykırı olduğu gerekçesiyle, iş akdi feshinin geçersiz sayılarak işe iade ve ilgili tazminatların talebine ilişkindir. Fesih bildiriminde herhangi bir fesih nedenine yer verilmemiş, feshin Kanun’un 17. Maddesine göre yapıldığı belirtilmiştir. 4857 Sayılı Kanun’un 19. Maddesi gereğince işverenin bu tür hallerde fesih bildirimini yazılı olarak yapmak ve fesih sebebini açık ve kesin bir şekilde belirtmek zorunluluğu bulunmaktadır. Yasadaki düzenleme emredici nitelikte olup geçerlilik şartı ihtiva etmektedir. Somut olayda fesih Kanun’un 19. Maddesi hükümlerine aykırıdır. İşçinin feshin bildirilen fesih gerekçesinden başka bir sebeple iş akdinin sonlandırıldığını iddia etmesi halinde ispat yükünün işçide olacağı ve fakat işverence de herhangi bir gerekçe bildirilmediği dolayısıyla iş akdinin sendikal sebeple sona erdirildiğinin mutlak olarak ispatlanması gerekmeyeceği kaldı ki buna dair bir talebin de bulunmadığı, davalı vekilince her ne kadar işyerinde çalışan sayısının istenilmesi talep edilmiş ise de ayrımcılık yapılmasının başka bir davanın konusu olduğu ve her feshin geçerlilik şartlarının kendi içinde değerlendirilmesi gerektiği kanaatiyle bu talebin reddine karar verilerek iş akdinin geçerli bir sebeple feshedilmediği kanaatiyle davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya uygundur.

DAVA : GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

KARAR : Davacı iddiası; Davacının, davalı şirketin Tavşanlı’da bulunan iş yerinde 06.10.2013 gününde üretim operatörü olarak işe başlayıp o günden beri de çalışmaya devam ettiğini, T. Sendikasına üye olduğunu davalı işveren öğrendiğinde 16.03.2017 günü bu üyeliği gerekçe göstererek “biz sendikalılarla çalışmak istemiyoruz, sendikadan istifa et, tazminatını vererek işten çıkaralım “demek suretiyle yasalara aykırı baskı uygulayıp davacının sendika üyeliğinin iptali sonucu iş sözleşmesini haksız yere feshedildiğini, davalı şirketin bu fiilinin 6356 Sayılı Kanun’un 25. maddesinin 3 fıkrasındaki yasal emre ve düzenlemeye aykırı olup, iş kanununun 18. ve 21. maddelerine göre “Geçersiz sayılan sendikal nedenle yapılan bir fesih” mahiyetinde olduğunu, belirterek davacının yasalara aykırı surette yapılan iş sözleşmesinin feshinin geçersizliğinin tespitine ve işe iadesine, davacının yasal sürede başvurusunda, işe başlatılmaması halinde davacının 8 aylık brüt iş güvencesi tazminatının davalıdan tahsiline, davacının süresi içinde işverene müracaatı halinde kazanılacak olan (ve kararın kesinleşmesine kadar) 4 aya kadar ücret ve diğer haklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı savunması; Davacı tarafın iş akdinin özlük dosyasında yer alan fesih bildiriminde de görüleceği üzere İş Kanunu m. 17 hükmü kapsamında süreli fesih hükümleri uyarınca sona erdirildiğini, süreli fesihin yapıldıktan sonra İş Kanununun anılan hükmünde yer alan sürenin dolması ile hüküm doğuran bir fesih çeşidi olduğunu, süreli fesihte herhangi bir sebep gösterilmesinin gerekli olmadığını, iş akdinin yazılı bir şekilde sona erdirildiğini, bu yazılı fesih ihbarının davacı tarafça da imzalandığını, dolayısıyla müvekkil şirket’in süreli fesih hakkını kullandığı yazılı delille sabit duruma geldiğini, süreli fesih yapılırken işçinin doğmuş ve ihbar süresi içerisinde doğacak tüm alacakları, kıdem tazminatı ve eğer ihbar süresinde işçi çalıştırılmayacaksa ihbar tazminatı ödeneceğini, Müvekkil Şirketin bu alacakları davacı tarafa eksiksiz olarak ödediğini, 30’un altında işçi çalıştıran işyerlerinde işçilerin İş Kanunu kapsamında iş güvencesi hükümlerinden yararlanamayacağını, bu kapsamda iş güvencesi bulunmadığı için iş akdinin feshinde geçerli bir nedene dayanma zorunluluğu da müvekkil şirket için bulunmadığını, müvekkil şirket’in gerçekleştirdiği feshin sendikal nedene dayandığını ileri sürülse de böyle bir ifade doğruyu yansıtmadığını belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.

Mahkemece; Dava konusu ihtilaf, davalı işverence yapılan iş akdi feshinin, 4857 S.Y. kapsamında belirlenen usullere aykırı olduğu gerekçesiyle, iş akdi feshinin geçersiz sayılarak işe iade ve ilgili tazminatların talebine ilişkindir.

SGK işe giriş ve işten ayrılış bildirgeleri, hizmet döküm cetvelleri, iş yeri özlük dosyası, sendika üyeliğine dair cevabi yazılar, sigortalı çalışan sayısına ilişkin belgeler celp ve ibraz olunmuş, tanık beyanları alınmıştır.

Dayanağını 4857 S.Y’nın 19 vd. maddelerinden almaktadır. 4857 S.Y kapsamında davacının iş güvencesinden yararlanmasının koşulları: 1- Belirsiz süreli iş akdi ile çalışıyor olmak, 2- İşverenin aynı iş kolunda bir veya birden fazla işyerinde en az 30 işçi çalıştırıyor olması, 3- Güvenceden yararlanacak işçinin üst düzey işveren vekili niteliğinde olmaması, 4- İşçinin en az 6 aylık hizmet süresine sahip bulunması, 5- Feshin tebliğinden itibaren 30 gün içerisinde davanın açılmış olması, 6- Geçerli sebep olmadan ve bu sebep yazılı fesihte açık seçik bildirilmeden feshin yapılmış olmasıdır.

SGK belgelerine göre davalı nezdinde sigortalı çalışan sayısının 934 olduğu, davalı tarafça da SGK işten ayrılış bildirgesinde kod:4( işveren tarafından herhangi bir sebep bildirilmeksizin fesih) olarak bildirilip kabul edildiği ve işin niteliği gereği iş akdinin belirsiz süreli olduğu, iş akdinin feshedildiğini içeren ve davacının imzasını da taşıyan belgede fesih tarihinin 17.03.2017, SGK işten ayrılış bildirgesinde yine 17.03.2017, davacının iddiasında ise 16.03.2017 tarihi olup davanın açılış tarihinin ise 12.04.2017 olduğu, davanın 1 aylık hak düşürücü süre içinde açıldığı, SGK işe giriş ve ayrılış bildirgelerinde 08.10.2013-31.08.2015, 01.09.2015-17.03.2017 tarihleri arasında davacının çalışmalarının bulunduğu, davacının iddiasının da 08.10.2013 den bu yana davalı nezdinde çalıştığı şeklinde olduğu, bu bakımdan davacının 08.10.2013-17.03.2017 tarihleri arasında kesintisiz çalıştığı, fasılalı çalıştığı kabul edilse dahi yine 6 aydan fazla kıdeminin olduğu, davacının işveren vekili olmadığı, dosya arasında bulunan 17.03.2017 tarihli fesih bildiriminde işten ayrılış bakımından herhangi bir ihbar öneli tanınmadığı ayrıca fesih bildiriminin de gerekçesiz olup ‘görülen lüzum üzerine’ iş akdinin feshedildiğinin bildirildiği, iş akdinin hangi sebeple feshedildiğine dair cevap dilekçesinde de herhangi bir açıklamanın yer almadığı, davacı tanıklarının beyanlarında işverenin davacının sendika üyesi olması sebebiyle iş akdinin sonlandırıldığı ve üyelikten vazgeçmemeleri halinde iş akitlerinin sonlandırılacağının söylendiği, iş akdi feshedildikten sonra ise üyelikten vazgeçmemeleri halinde kıdem tazminatlarının ödenmeyeceğinin söylendiği bunun üzerine davacı tarafından sendikal üyeliğin sonlandırılıp kıdem tazminatının bu şekilde ödendiği, işçinin feshin bildirilen fesih gerekçesinden başka bir sebeple iş akdinin sonlandırıldığını iddia etmesi halinde ispat yükünün işçide olacağı ve fakat işverence de herhangi bir gerekçe bildirilmediği dolayısıyla iş akdinin sendikal sebeple sona erdirildiğinin mutlak olarak ispatlanması gerekmeyeceği kaldı ki buna dair bir talebin de bulunmadığı, davalı vekilince her ne kadar işyerinde çalışan sayısının istenilmesi talep edilmiş ise de ayrımcılık yapılmasının başka bir davanın konusu olduğu ve her feshin geçerlilik şartlarının kendi içinde değerlendirilmesi gerektiği kanaatiyle bu talebin reddine karar verilerek iş akdinin geçerli bir sebeple feshedilmediği kanaatiyle davanın kabulüne karar verilmiş, işçinin kıdeminin 5 yıldan az olduğu değerlendirilerek 4 aylık ücreti tutarınca işe başlatılmama halinde tazminat ödenmesi gerektiği şekilde hüküm kurulduğu görülmüştür.

Davalı istinaf sebepleri: davacının iş akdinin sendikal sebeplerle yapılmadığını, zira Yargıtay içtihatlarına göre işçinin salt sendika üyesi olması sendikal güvence ile işe iade kararına hükmedilebileceği anlamına gelmediğini, nitekim Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2005/10880 esas 2005/13247 karar ve 14.04.2005 tarihli ilamında da sendika üyeliğinin sendikal tazminat talebi için yeterli olmadığını açıkça belirtildiğini, yine davacının sendika üyeliğinin müvekkil şirket tarafından bilinmediğini, sendikal taleplerde ispat yükü işçide olduğundan davacının bu yöndeki iddialarını ispatlaması gerektiğini, davaya konu olayda başkaca sendikalı işçilerin adı geçen sendikaya müzekkere yazılarak işyerinde çalışıp çalışmadığının sorulması talep edilmesine rağmen bu konuda karar verilmeyerek taleplerinin dikkate alınmadığını belirterek istinaf taleplerinin kabulüyle yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın esastan reddi yönünde karar verilmesini istemiştir.

Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesine verdiği cevapta; mübrez 17.03.2017 tarihli fesih ihtarnamesinden de anlaşıldığı üzere işverence herhangi bir önel tanınmayarak iş akdinin feshedildiğini, fesih için bir gerekçe gösterilmediği gibi görülen lüzum üzerine ibaresinin kullanıldığını, yine verilen cevapta da feshin hangi sebeple yapıldığı konusunda bir beyanda bulunulmadığını, SGK işten çıkış bildirgesinde işten çıkışın işveren tarafından herhangi bir sebep gösterilmeksizin fesih olarak belirtildiğini, tüm bu olayların müvekkilinin iş akdinin sendikal sebeplerle kötü niyetli olarak feshedildiğinin göstergesi olduğunu, yine açılan iş bu davanın işe iade davası olduğunu, yani şu anda sendikal tazminatı henüz içermesine rağmen davalı tarafça istinaf dilekçesinde sendikal tazminat yönünde açıklamalarda bulunulduğunu, oysaki sendikal tazminat taleplerinin iş bu dava için söz konusu olmayıp bu durumun da istinaf taleplerinin doğru olmadığını ortaya koyduğu gibi işe iade davasıyla da bir ilgisinin bulunmadığının göstergesi olduğunu belirterek davalı tarafın istinaf taleplerinin reddine dair karar verilmesini istemiştir.

Delillerin değerlendirilmesi ve gerekçe; 6100 Sayılı HMK’nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan incelemede, her ne kadar davalı vekili istinaf sebepleri içinde feshin sendikal sebeplerle yapılmadığını, bu hususun usulüne uygun olarak araştırılmadığını, dolayısıyla ilk derece mahkemesi karanının kaldırılmasını belirtmekte ise de ilk derece mahkemesinin kararı sendikal sebeple fesih olgusuna dayanmamaktadır. Zira hüküm fıkrasında sendikal sebeple fesih yapıldığına dair bir bölüm olmadığı gibi iş güvencesi tazminatı da 6356 Sayılı yasaya göre belirlenmemiştir. Bunun yanında ilk derece mahkemesi mutlak sendikal nedenlerin de ispatlanmadığını gerekçe bölümünde açıklamaktadır. Hal böyle olunca feshin haklı ya da geçerli nedenlere dayanıp dayanmadığı hususu önem arz etmektedir.

17.03.2017 tarihli fesih bildiriminde herhangi bir fesih nedenine yer verilmemiş, feshin Kanun’un 17. Maddesine göre yapıldığı belirtilmiştir. 4857 Sayılı Kanun’un 19. Maddesi gereğince işverenin bu tür hallerde fesih bildirimini yazılı olarak yapmak ve fesih sebebini açık ve kesin bir şekilde belirtmek zorunluluğu bulunmaktadır. Yasadaki düzenleme emredici nitelikte olup geçerlilik şartı ihtiva etmektedir. Somut olayda fesih Kanun’un 19. Maddesi hükümlerine aykırıdır. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, yerel mahkemenin objektif, rasyonel ve hayatın olağan akışına uygun, dosyadaki delillerle çelişmeyen tespitlerine ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre HMK 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucu ilk derece mahkemesinin olay ve hukuki değerlendirilmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

SONUÇ : 1-) Davalı tarafın istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK’nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2-) İstinaf sebebiyle alınması gereken harç peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,

3-) İstinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına,

4-) Kararın tebliği işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına,

Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda 7036 SY’nın geçici 1/4. maddesi uyarınca 6763 SY’nın 5. maddesiyle değişik 5521 Sayılı Kanun’un 8/3. maddesi gereğince KESİN olmak üzere, 28.12.2017 gününde OYBİRLİĞİ ile karar verildi.

Yorum yapın