İşçilik Alacakları | Asıl İşverenin Sorumluluğu | Hizmet Alım Sözleşmesi

T.C.

BURSA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

9. HUKUK DAİRESİ

E. 2017/275

K. 2018/56

T. 11.1.2018

• İŞÇİLİK ALACAKLARI DAVASI (Mahkemece Davacının Asıl İşveren Davalı Bakanlığa Bağlı İşyerinde Mevsimlik Olarak Çalışması ve Hizmet Alım Sözleşmesinin Öngörülen İşin Süresinin Sona Ermesinin Kıdem ve İhbar Tazminatı Yükümlülüğünü Ortadan Kaldırmadığı Gerekçesiyle Davanın Kabulüne Karar Verilmesinin İsabetli Olduğu)

• ALT İŞVERENLİK (Davacının Asıl İşveren Olan Davalıya Ait İşyerinde Hizmet Alımı Yoluyla İş Üstlenen Alt İşverenler İşçisi Olarak Çalıştığı – Mahkemece Davalı Asıl İşverenin Davaya Konu İşçilik Alacaklarından Sorumlu Tutulmasının Yerinde Olduğu)

• ASIL İŞVERENİN SORUMLULUĞU (Davalının Asıl İşveren Sıfatıyla Davacının Tüm Çalışma Döneminden Sorumlu Olduğu – İhale Süresinin Sona Ermesinin İş Aktinin Feshi İçin Haklı Neden Teşkil Etmediği/Davalı Asıl İşverenin Davaya Konu İşçilik Alacaklarından Sorumlu Olduğu)

• HİZMET ALIM SÖZLEŞMESİ (Davacının Asıl İşveren Davalı Bakanlığa Bağlı İşyerinde Mevsimlik Olarak Çalışması ve Hizmet Alım Sözleşmesinin Öngörülen İşin Süresinin Sona Ermesinin Kıdem ve İhbar Tazminatı Yükümlülüğünü Ortadan Kaldırmadığı)

4857/m.2

ÖZET : Dava, işçilik alacakları istemine ilişkindir. Somut olayda davacının asıl işveren olan davalıya ait işyerinde hizmet alımı yoluyla iş üstlenen alt işverenler işçisi olarak çalışması, davalının asıl işveren sıfatıyla davacının tüm çalışma döneminden sorumlu olması, ihale süresinin sona ermesinin iş aktinin feshi için haklı neden teşkil etmemesi karşısında mahkemece davalı asıl işverenin davaya konu işçilik alacaklarından sorumlu tutulması yerindedir. Sonuç olarak; mahkemece, davacının, asıl işveren davalı Bakanlığa bağlı işyerinde mevsimlik olarak çalışması ve hizmet alım sözleşmesinin öngörülen işin süresinin sona ermesinin kıdem ve ihbar tazminatı yükümlülüğünü ortadan kaldırmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi yerindedir.

DAVA : GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

KARAR : Bursa 9. İş Mahkemesi’nin yukarda esas ve karar numarası yazılı kararına dair olarak davalı tarafından istinaf yoluna başvurulmuş olduğundan dosya incelendi.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının 01/07/2008-27/05/2016 tarihleri arasında davalı bakanlığa ait okullarda taşeron firma sigortalısı olarak çalıştığını, taşeron firmalar değişse de davacının çalışmaya devam ettiğini, iş akdinin feshedildiğini ancak tazminatlarının ödenmediğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davalı cevap dilekçesinde özetle; Davacının hizmet satın alınan taşeronlar tarafından çalıştırıldığını, taşeronların işveren olduğunu, davacının belirli süreli iş sözleşmesi ile çalıştığını, sözleşme süresinin bitmesiyle iş ilişkisinin sona erdiğini, bu sebeple kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :

Mahkemece, davacının, asıl işveren davalı Bakanlığa bağlı işyerinde mevsimlik olarak çalışması ve hizmet alım sözleşmesinin öngörülen işin süresinin sona ermesinin kıdem ve ihbar tazminatı yükümlülüğünü ortadan kaldırmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ :

Davalı vekili istinaf dilekçesinde; davacının taşeron firmaların işçisi olduğunu, davalı Bakanlıkla davacı arasında alt ya da üst işveren ilişkisinin bulunmadığını, sözleşme bitimi sonucu iş akdinin sona erdiğini ileri sürmüştür.

İSTİNAF NEDENLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :

HMK’nın 341. maddesinde yer alan” istinaf başvuru dilekçesinde başvuru sebepleri ve gerekçesinin bildirilmesi “, 355. maddesinde yer alan ” incelemenin, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağı ancak, bölge adliye mahkemesinin kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözeteceği ” ve 357. maddesinde yer alan” bölge adliye mahkemesince resen göz önünde tutulacaklar dışında, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmaların dinlenemeyeceği, yeni delillere dayanılamayacağı “ve” ilk derece mahkemesinde usulüne uygun olarak gösterildiği hâlde incelenmeden reddedilen veya mücbir bir sebeple gösterilmesine olanak bulunmayan delillerin bölge adliye mahkemesince incelenebileceği” hükümleri doğrultusunda istinaf başvuru dilekçesinde herhangi bir gerekçe içermeyen soyut ve Kanun’un amacına uygun olmayan sebepler nazara alınmaksızın gerekçeli olarak ileri sürülen istinaf sebepleri ile kamu düzenine dair hususlar inceleme konusu yapılmıştır.

Davacının, asıl işveren olan davalıya bağlı okullarda 01/07/2008-27/05/2016 tarihleri arasında hizmet alım sözleşmeleri ile iş üstlenen alt işverenler bünyesinde çalıştığı, “belirli süreli iş sözleşmesinin sona ermesi” gerekçesiyle iş aktinin feshedildiği anlaşılmaktadır.

4857 Sayılı İş Kanunu’nun 2/6 maddesi uyarınca, “Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine dair yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik sebeplerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.”

İşyerinin tamamının veya bir bölümünün hukukî bir işleme dayalı olarak başka birine devri işyeri devri olarak tanımlanabilir. 4857 Sayılı Kanun’un 6. maddesinde, işyerinin bir bütün olarak veya bir bölümünün hukukî bir işleme dayalı olarak başkasına devri halinde mevcut iş sözleşmelerinin devralana geçeceği düzenlenmiştir. Maddede yer alan “ hukukî işleme dayalı ” ifadesi geniş şekilde değerlendirilmeli, yazılı, sözlü ve hatta zımnî bir anlaşma da yeterli görülmelidir.

Anılan yasal düzenlemedeki anlatıma göre, alt işverence asıl işverenden alınan iş kapsamında faaliyetini yürüttüğü işyerinin tamamen başka bir işverene devri işyeri devri niteliğindedir. Süresi sona eren alt işverenle yeni ihaleyi alan alt işveren arasında açık biçimde işyeri devrini öngören bir sözleşme yapılması da imkân dahilindedir. Alt işverenin değişmesine rağmen yeni alt işveren nezdinde işyerinde çalışmaya devam edecek olan işçilerin belirlendiği hallerde, sözü edilen işçiler bakımından iş sözleşmelerinin devralan işveren geçtiği tartışmasızdır. Ancak yeni alt işverende çalışacak olan işçiler arasında gösterilmeyen ve süresi sona eren alt işveren tarafından başka bir işyerinde çalıştırılmak üzere bildirimde bulunulmayan işçilerin iş sözleşmelerinin devreden alt işveren tarafından feshedildiği kabul edilmelidir. Alt işverenin asıl işverenle akdettiği çalışma süresinin sonunda veya süresinden önce alt işverenin, ilişkinin sonlandırılması nedenine dayalı olarak tüm işçilerine başka işyeri göstererek işyerinden ayrılması, ardından işin asıl işveren tarafından başka bir alt işverene verilmesi örneğinde alt işverenler arasında hukukî bir ilişki bulunmamaktadır. Hukukî ilişki, alt işverenler ile asıl işveren arasında gerçekleştiğinden belirtilen durum alt işverenler arasında işyeri devri olarak değerlendirilemez. Alt işverenlerin değişmesi en yaygın biçimde, süresi sona eren alt işverenin işyerinden ayrılması ve işçilerin yeni alt işveren nezdinde çalışmaya devam etmeleri şeklinde gerçekleşmektedir. Bu eylemli durumun işyeri devri niteliğinde olup olmadığının tespiti ile hukukî sonuçlarının belirlenmesi önemlidir. Alt işverenlerin değişiminde olması gereken, süresi sona eren alt işverenin işyerinden ayrılması anında işçilerini de beraberinde başka işyerlerine götürmesi veya iş sözleşmelerinin sona erdirilmesidir. Bunun tersine alt işveren işçilerinin alt işverenin işyerinden ayrılmasına rağmen yeni alt işveren yanında aynı şekilde çalışmayı sürdürmeleri halinde, alt işverenler arasında İş Kanununun 6. maddesi anlamında bir işyeri devrinin kabulü gerekir. Bu durumda yeni alt işverenin, devam eden hizmet akitlerini de devraldığı aynı maddede hükme bağlanmıştır.

Somut olayda davacının asıl işveren olan davalıya ait işyerinde hizmet alımı yoluyla iş üstlenen alt işverenler işçisi olarak çalışması, davalının asıl işveren sıfatıyla davacının tüm çalışma döneminden sorumlu olması, ihale süresinin sona ermesinin iş aktinin feshi için haklı neden teşkil etmemesi karşısında mahkemece davalı asıl işverenin davaya konu işçilik alacaklarından sorumlu tutulması yerindedir.

Sonuç olarak; dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve yukarda belirtilen ölçütler çerçevesinde yapılan inceleme sonucu ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddi gerekmiştir.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle

1-)HMK’nın 353 / 1 – b maddesi gereğince davalının istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,

2-)Davalı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,

3-)İstinaf yargılamasına dair davalı tarafından yapılan masrafın kendi üzerinde bırakılmasına,

4-)Kararın tebliğ ile harç tahsil müzekkeresi yazılma işlemlerinin İlk Derece mahkemesi tarafından yapılmasına,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu HMK 362 (1)-a maddesi gereğince miktar itibarıyla KESİN olmak üzere, 11.01.2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Yorum yapın