Hakkın Kötüye Kullanılması | İşçinin Sadakatsiz Davranışı

T.C.

YARGITAY

9. HUKUK DAİRESİ

E. 2015/28785

K. 2017/14788

T. 3.10.2017

• KIDEM TAZMİNATI İSTEMİ ( İşyerinden Ayrılmadan Önce Yeni İş İçin Görüşmeler Yapıp İş Sözleşmesi İmzalama – Davacının Emeklilik Hakkını Kazandığını Gösterir Yazının Süresi İçinde Davalı İşverene Vermediği/Mahkemece Davanın Reddi Gerektiği – Davacının İş Yerinden Ayrılarak Yaptığı Fesih Haklı Nedene Dayanmayıp Başka Bir İşyerinde Çalışmaya Yönelik Olduğu )

• İŞYERİNDEN AYRILMADAN ÖNCE YENİ İŞ İÇİN GÖRÜŞMELER YAPIP İŞ SÖZLEŞMESİ İMZALAMA ( Kıdem Tazminatı İstemi – Davacının Daha Sonra Emeklilik Hakkına Dayalı Fesih İddiası Hakkın Kötüye Kullanımı Olduğu ve Hukuk Düzenince Korunmaması Gerektiği/Davanın Reddedileceği – İşçinin Sadakatsiz Davranışı )

• HAKKIN KÖTÜYE KULLANILMASI ( Kıdem Tazminatı İstemi/İşyerinden Ayrılmadan Önce Yeni İş İçin Görüşmeler Yapıp İş Sözleşmesi İmzalama – Davacının İş Yerinden Ayrılarak Yaptığı Fesih Haklı Nedene Dayanmayıp Başka Bir İşyerinde Çalışmaya Yönelik Olduğu/Davanın Reddedileceği – Emeklilik Hakkına Dayalı Fesih İddiası Hakkın Kötüye Kullanımı Olduğu )

• İŞÇİNİN SADAKATSİZ DAVRANIŞI ( Kıdem Tazminatı İstemi – İşyerinden Ayrılmadan Önce Yeni İş İçin Görüşmeler Yapıp İş Sözleşmesi İmzalama/Davacının İş Yerinden Ayrılarak Yaptığı Fesih Haklı Nedene Dayanmayıp Başka Bir İşyerinde Çalışmaya Yönelik Olduğu – Mahkemece Davanın Kabul Edilmesinin Bozma Nedeni Olduğu )

4857/m.120

1475/m.14/1

ÖZET : Dava; kıdem tazminatı istemine ilişkindir. Davacının davalı işyerinden ayrılmadan önce yeni iş için görüşmeler yapıp iş sözleşmesi imzalaması sadakatsiz davranıştır. Ayrıca davacının emeklilik hakkını kazandığını gösterir yazının süresi içinde davalı işverene vermediği de anlaşılmıştır. Bu durumda davacının iş yerinden ayrılarak yaptığı fesih haklı nedene dayanmayıp, başka bir işyerinde çalışmaya yöneliktir. Davacının daha sonra emeklilik hakkına dayalı fesih iddiası hakkın kötüye kullanımıdır ve hukuk düzenince korunmaması gereklidir. Açıklanan delil durumu karşısında davanın reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi hatalıdır.

DAVA : Taraflar arasındaki, kıdem tazminatının ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı sebeplerle gerçekleşen miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair hükmün süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davalı avukatınca istenilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 03/10/2017 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalı adına vekiki ile karşı taraf adına vekili geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:

KARAR : A- ) Davacı İsteminin Özeti:

Davacı vekili, davacının 08.01.2001-12.09.2013 tarihleri arasında davalı işyerinde memur ve servis yetkilisi olarak çalıştığı, ilk işe giriş tarihinin 08.02.1993 olduğu, emekli sandığına 08.01.2001-12.09.2013 tarihleri arasında primlerinin ödendiği, kurumdan alınan yazı ile kıdem tazminatına hak kazandığını belgelendiği ve işverene müracaat ettiği ancak tazminatının ödenmediği iddia ederek kıdem tazminatının tahsilini istemiştir.

B- ) Davalı Cevabının Özeti:

Davalı vekili, davacının 01.01.2001 tarihinde çalışmaya başladığı, 02.09.2013 tarihli dilekçesi ile 12.09.2013 tarihi itibariyle istifasını bildirdiği, daha önceden kabul aldığı yeni işyerinde 4 gün sonra 16.09.2013 tarihinde işe başladığını, 30.09.2013 tarihinde … Emekli Sandığından sigortalılık süresi ile ilgili yazıya aldığını ve bu davayı açtığını, hakkın kötüye kullandığını, 2013 yılında 41 yaşında olan davacının hak kazanacağı 54 yaşına kadar beklenmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, bu hakkın iş değiştirme aracı olarak kullanılamayacağı, davaya konu olayda davacının fesih bildiriminde bulunduğu anda başka işverenle iş görüşmesi yaptığı, kabul aldığını ve yeni iş başı yapma iradesinde olduğunu, bu sebeple feshin istifa olarak değerlendirilmesi gerektiği, davacının amacının iş değiştirme olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

C- ) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:

Mahkeme, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanarak işçinin emeklilik sebebi ile iş sözleşmesini feshetmesinden kısa bir süre sonra, yeniden çalışmasını gerektirecek durumlar ortaya çıkabileceği gibi, işçinin bu hakkını kendisi için daha olumlu sonuçlar doğurabileceğini düşündüğü bir başka işyerinde çalışma amacı ile de kullanmasının mümkün olduğu, Sosyal Güvenlik Hukuku alanında yaş koşulunun da gerçekleştirmek suretiyle emekli olan işçilere sigorta destek primi ödeyerek çalışma imkanı tanındığı da dikkate alındığında, 1475 Sayılı Kanunu’nun 14/ 1 maddesinin 5.bendindeki düzenleme açısından, kanun koyucunun amacının işçinin çalışma yaşamını aktif olarak sonlandırması olduğundan bahsedilemeyeceği, çalışmakta olduğu işyerinde yıpranmış olan ve bu arada sigortalılık yılı ile prim ödeme süresine dair yükümlülüklerini tamamlayan işçinin kendisi için çalışma koşullarının daha olumlu olduğunu düşündüğü bir işyerinde çalışma amacı ile bu hakkını kullanması halinde Medeni Kanun’un 2. Maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralına aykırı davrandığının kabul edilemeyeceği, Kanun ile tanınmış emeklilik sebebi ile fesih hakkını kullanması ile birlikte kıdem tazminatına ha kazandığı, işçinin hangi amaçla bu hakkı kullandığının, kıdem tazminatına hak kazanması açısından önem taşımadığı, davacının 1475 Sayılı Kanun’un 14. Maddesinin 5. Bendine dayanarak 15 yıl 3600 gün prim ödeme şartlarını tamamladığı, bu sebeple iş akdini haklı sebeple feshettiği, davacının işten ayrıldığında emeklilik şartlarını taşıdığı ve kıdem tazminatı alacağının ödenmediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

D- ) Temyiz:

Kararı davalı temyiz etmiştir.

E- ) Gerekçe:

İş sözleşmesinin işçi tarafından yaşlılık aylığı tahsisi amacıyla feshedilip feshedilmediği ve buna göre kıdem hakkının doğup doğmadığı konularında taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.

4857 Sayılı İş Kanununun 120. maddesi yollamasıyla, halen yürürlükte olan 1475 Sayılı Kanun’un 14. maddesinin birinci fıkrasının dördüncü bendinde, işçinin bağlı bulunduğu kurum veya sandıktan yaşlılık, emeklilik veya malullük aylığı yahut toptan ödeme almak amacıyla ayrılması halinde, kıdem tazminatına hak kazanılabileceği hükme bağlanmıştır. O halde anılan hüküm uyarınca, fesih bildiriminde bulunulabilmesi için işçinin bağlı bulunduğu kurum veya sandıktan yaşlılık, emeklilik, malullük ya da toptan ödemeye hak kazanmış olması şarttır. Bundan başka işçinin bağlı bulunduğu kurum ya da sandığa bahsi geçen işlemler için başvurması ve bu yöndeki yazıyı işverene bildirmesi gerekir. Böylece işçinin yaşlılık, emeklilik, mamullük ve toptan ödeme yönlerinden bağlı bulunduğu mevzuata göre hak kazanıp kazanmadığı denetlenmiş olur. Öte yandan işçinin, sosyal güvenlik anlamında bu hakkı kazanmasının ardından, ilgili kurum ya da sandığa başvurmaksızın kıdem tazminatı talebiyle işyerinden ayrılması ve bu yolla hakkın kötüye kullanılmasının önüne geçilmiş olur. İşçi tarafından bağlı bulunduğu kurum ya da sandıktan tahsise ya da tahsis yapılabileceğine dair yazının işverene bildirildiği anda işverenin kıdem tazminatı ödeme yükümü doğar. Faiz başlangıcında da bu tarih esas alınmalıdır.

Dairemizce daha önce verilen kararlarda, derhal yapılan fesihlerde henüz ihbar tazminatı ödenmemişken ve yine ihbar öneli süresi içinde işçinin emeklilik için başvurması durumu, işçinin emeklilik suretiyle feshi olarak değerlendirilmekteydi. Bu halde işçi ihbar tazminatına hak kazanamaz ise de, kamu kurumları bakımından kıdem tazminatı hesabında daha önce borçlanmış olduğu askerlik süresinin dikkate alınması gerekmekteydi. Kamu kurumu işyerleri bakımından askerlik borçlanmasının kıdem tazminatına yansıtılması noktasında işçi lehine olarak değerlendirilebilecek bu husus, işçinin ihbar tazminatına hak kazanamaması sebebiyle de işçinin aleyhinedir. Dairemizin, derhal feshin ardından önel içinde işçinin emeklilik için dilekçe vermesi halinde, feshin işçi tarafından gerçekleştirildiği görüşü, işe iadeyle ilgili iş güvencesi hükümleri de dikkate alındığında 4857 Sayılı İş Kanununun sistematiğine uygun düşmemektedir. Gerçekten açıklanan çözüm tarzında işveren feshi yerine işçinin emeklilik sebebiyle feshine değer verildiğinden, işçi iş güvencesinden de mahrum kalmaktadır. Bu nedenle, işverenin derhal feshinin ardından, işçinin ihbar tazminatı ödenmediği bir anda yaşlılık aylığı için tahsis talebinde bulunmasının işveren feshini ortadan kaldırmayacağı düşünülmektedir. Dairemizce, konunun bütün yönleriyle ve yeniden değerlendirilmesi sonucu, işverence yapılan feshin ardından ve henüz ihbar tazminatı ödenmediği bir sırada işçinin emeklilik için başvurusunun işçinin emeklilik sebebiyle feshi anlamına gelmeyeceği sonucuna varılmıştır.

4447 Sayılı Kanun’un 45. maddesiyle 1475 Sayılı Kanun’un 14. maddesinin birinci fıkrasına ( 5 ) numaralı bent eklenmiştir. Anılan hükme göre, işçinin emeklilik konusunda yaş hariç diğer kriterleri yerine getirmesi halinde kendi istemi ile işten ayrılması imkânı tanınmıştır. Başka bir anlatımla, sigortalılık süresini ve pirim ödeme gün sayısını tamamlayan işçi, yaş koşulu sebebiyle emeklilik hakkını kazanamamış olsa da, anılan bent gerekçe gösterilmek suretiyle işyerinden ayrılabilecek ve kıdem tazminatına hak kazanabilecektir. Ancak, işçinin işyerinden ayrılmasının yaş hariç emekliliğe dair diğer kriterleri tamamlaması üzerine çalışmasını sonlandırması şeklinde gelişmesi ve bu durumu işverene bildirmesi gerekir.

Somut uyuşmazlıkta; davacının 05.12.2012 tarihinde …’a iş başvurusu yaptığı, 13.08.2013 tarihinde bu Banka ile iş görüşmesi yaptığı, 27.08.2013 tarihinde de … ile 16.09.2013 başlangıç tarihli sözleşmeyi imzaladığı, işten ayrılma talebini havi dilekçesini davalı işyerine 02.09.2013 tarihinde verip bu işyerinden 12.09.2013 tarihinde ayrılarak 16.09.2013 tarihinde …’da işbaşı yaptığı, davalı Banka Emekli Sandığı Vakfı’ndan alınan yazının ise 31.03.2014 tarihli olduğu görülmüştür.

Bu durumda, davacının 12.09.2013 tarihinde davalı işyerinden ayrılmadan önce yeni iş için görüşmeler yapıp 27/08/2013 tarihinde iş sözleşmesi imzalaması sadakatsiz davranıştır. Ayrıca davacının emeklilik hakkını kazandığını gösterir yazının süresi içinde davalı işverene vermediği de anlaşılmıştır. Bu durumda davacının 12/09/2013 tarihinde iş yerinden ayrılarak yaptığı fesih haklı nedene dayanmayıp, başka bir işyerinde çalışmaya yöneliktir. Davacının daha sonra emeklilik hakkına dayalı fesih iddiası hakkın kötüye kullanımıdır ve hukuk düzenince korunmaması gereklidir. Açıklanan delil durumu karşısında davanın reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi hatalıdır.

SONUÇ : Temyiz olunan kararın yukarda yazılı sebepten BOZULMASINA, davalı yararına takdir edilen 1.480.00 TL. duruşma avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesi ile peşin alınan temyiz harcının istenmesi halinde ilgiliye iadesine, 03.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yorum yapın