Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Kararı

 Avukat

BERBER / TÜRKİYE DAVASI

20606/04

STRAZBURG

13 OCAK 2009

İKİNCİ DAİRE

İşbu karar Sözleşme’nin 44 / 2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecek olup şekli bazı düzeltmelere tabi tutulabilir.

USUL

T.C. vatandaşı Ali Berber’in (başvuran) tarafından Türkiye Cumhuriyeti aleyhine, 30 Nisan 2004 tarihinde, İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilişkin Sözleşme’nin (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi – AİHS) 34. maddesi uyarınca yapılan 20606/04 numaralı başvuru sonucu bu dava görülmektedir.

OLAYLAR

I. DAVANIN KOŞULLARI

Başvuran 1931 doğumlu olup Hatay’da ikamet etmektedir.

Başvuran Samandağ ilçesinde kıyıkenar şeridinde bulunan 1216 numaralı parselin 307 m 2′ sinin malikidir.

Hazine 4 Temmuz 1995 tarihinde başvuranın tapusunun iptali istemiyle Samandağ Asliye Hukuk Mahkemesi’nde dava açmıştır.

Mahkeme 11 Haziran 2002 tarihli bir karar ile başvuranın tapusunun iptal edilerek tapu siciline Hazine adına kaydedilmesine karar vermiş, kararında bilirkişi incelemesi yapılan sözkonusu taşınmazın kıyı kenar şeridinde bulunması dolayısıyla özel bir şahsın mülkiyetinde olamayacağını ifade etmiştir.

Yargıtay 9 Haziran 2003 tarihinde bu kararı onamıştır.

Başvuran 11 Temmuz 2003 tarihinde karar düzeltme başvurusunda bulunmuş ve taşınmazından yoksun bırakıldığından şikayetçi olmuştur.

Yargıtay 24 Aralık 2003 tarihli bir kararı ile bu talebi reddetmiştir.

Başvuran tapusu iptal edilen ihtilaf konusu taşınmazın değerinin tespiti için mahkemeye başvurmuştur. Sözkonusu taşınmazın değerini tespit etmek için mahkeme tarafından görevlendirilen bilirkişi 26 Nisan 2004 tarihinde raporunu hazırlamıştır, buna göre üzerinde tek katlı betonarme ev bulunan taşınmazın değeri yaklaşık 50.300 Euro, 100.651.800.000 TL’dir.

HUKUK

I. EK 1 NO’LU PROTOKOL’ÜN 1. MADDESİ’NİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA

Başvuran Ek 1 no’lu Protokol’ün 1. maddesine aykırı olarak tazminat ödenmeksizin Hazine adına kaydedilen taşınmazından yoksun kaldığından şikayetçi olmaktadır.

A. Kabuledilebilirlik hakkında

Hükümet başvuranın tapusunun iptal edildiğini öne sürerek tazminat davası açabileceğini savunmaktadır. Hükümet bu bağlamda, taşınmazları kıyı kenar şeridinde yer alan ve tapuları iptal edilen mülk sahiplerinin adli makamlardan telafi talep edebileceklerine dair Yargıtay’ın Ekim ve Kasım 2007 tarihli kararlarına atıfta bulunmaktadır. Hükümet, özellikle, Yargıtay 4. Dairesi’nin, Samandağ Asliye Mahkemesi’nin kıyıkenar şeridinde yer alan taşınmazın Hazine adına tescil edilmesi dolayısıyla açılan tazminat talebini reddettiği kararını, 9 Temmuz 2007 tarihli kararı ile bozduğunu ifade etmektedir. Yargıtay davayıincelenmek üzere tekrar ilk derece mahkemesine göndermiştir.

Başvuran Hükümetin argümanlarına karşı çıkarak iç hukukta nihai hale gelen bir hükme karşı ulusal merciler nezdinde başvuruda bulunulabilecek ve tazminat talebini öne sürecek müracaat yollarının mevcut olmadığını iddia etmektedir. Yargıtay’ın 9 Temmuz 2007 tarihli kararına dair dava ise ilk derece mahkemesinde halen derdesttir.

AİHM, Doğrusöz ve Aslan-Türkiye (no: 1262/02, 30 Mayıs 2006) kararında tapu kaydının iptalinden kaynaklanan zararın telafisi için veya tazminat almak için dava açılabileceğine dair Hükümetin itirazını, sözkonusu başvuru yolunun tapu kaydının gayrımeşru şekilde iptali hallerinde geçerli olduğu gerekçesiyle reddittiğini hatırlatır. Oysa bu başvuruda, Samandağ Asliye Hukuk Mahkemesi kıyı kenar şeridinde yer alan taşınmazların özel bir mülke ait olamayacağına dair yasal bir hükme dayanarak başvuranın tapu senedini iptal etmiştir (Bkz. Mehmet Ali Miçooğulları-Türkiye kararı no: 75606/01, 10 Mayıs 2007). Ayrıca Yargıtay’ın AİHM içtihadı ile uyumlu bu içtihadı başvuranın şikayetçi olduğu duruma geçmişe dönük olarak uygulanamamaktadır. Üstelik Hükümet henüz kıyı kenar şeridinde yer alan taşınmazların tapularının iptal edilmesiyle maliklerine tazminat ödenmesini öngören ve nihai hale gelen herhangi bir karar sunmamıştır.

AİHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde başvuruların dayanaktan yoksun olmadığını kaydeden AİHM, ayrıca başka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle başvuru kabuledilebilir niteliktedir.

B. Esasa dair

Başvuran iddialarını yinelemektedir.

Hükümet iç hukuktaki ilgili hüküm gereğince kıyı kenar şeridinde yerleşik bir taşınmazın özel mülkiyet adına tapu siciline tescil edilmesinin sözkonusu olamayacağını belirtmektedir. Bu başvuruda taşınmazın başvuran adına kaydedilmesi olayların meydana geldiği dönemde Anayasa’nın ve diğer ilgili yasaların ihlal edilmesiyle gerçekleşmiştir. Bu nedenle Samandağ Asliye Hukuk Mahkemesi başvuranın tapu senedini iptal etmiştir. Bu doğrultuda adı geçene bir tazminat ödenmemiştir.

AİHM’ye göre başvuranın mülkiyet hakkına yönelik bir müdahale Ek 1 no’lu Protokol’ün 1. maddesinin birinci bendinin ikinci paragrafı uyarınca mülkiyetten «yoksun bırakma» olarak değerlendirilmektedir.

AİHM başvuranın bu başvuruda öne sürdüğüne benzer bir şikayeti daha önce de incelediğini ve Ek 1 no’lu protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiği sonucuna vardığınıhatırlatır (Bkz. sözü edilen N.A. vd). AİHM bunun yanı sıra taşınmazın değeri ile orantılı, makul bir meblağ ödemeksizin mülkiyetten yoksun bırakmanın genel itibarıyla aşırı olarak nitelendirilebilecek bir müdahaleyi oluşturduğunu ve toplam bir tazminatın eksikliğinin istisnai koşullarda Ek 1 no’lu Protokol’ün 1. maddesi alanında meşru sayılamayacağını dile getirmektedir (Bkz. Nastou-Yunanistan no: 2, no: 16163/02, 15 Temmuz 2005; Jahn vd-Almanya no: 46720/99, 72203/01 ve 72552/01 ve Manastır azizleri-Yunanistan kararı, 9 Aralık 1994). Mevcut başvuruda, başvuranlar taşınmazlarının Hazine’ye devredilmesinden dolayı herhangi bir tazminat almamışlardır.

AİHM Hükümetin hiç tazminat ödenmemesini meşru kılacak istisnai herhangi bir durumu ortaya koymadığını not etmektedir.

Bu nedenle Ek 1 no’lu Protokol’ün 1. maddesi ihlal edilmiştir.

II. AİHS’NİN 41. MADDESİ’NİN UYGULANMASI

AİHS’nin 41. maddesine göre “Mahkeme işbu Sözleşme ve Protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, AİHM, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun surette, zarar gören tarafın adil tatminine hükmeder.”

A. Tazminat

Başvuran ihtilaf konusu taşınmazının geri verilmesini restitutio in integrum talep etmektedir. Bunun gerçekleşmemesi halinde 26 Nisan 2004 tarihli bilirkişi raporuna dayanarak 73.468 ABD Dolarıkarşılığı yaklaşık 50.300 Euro maddi tazminat talep etmektedir. Başvuran ayrıca uğradığı manevi zarar için 20.000 ABD Dolarıkarşılığı 13.710 Euro manevi tazminat talep etmektedir.

Hükümet bu miktarlara karşı çıkmaktadır.

26 Nisan 2004 tarihli bilirkişi raporuna dayanarak ve hakkaniyete uygun olarak AİHM başvurana maddi tazminat olarak 50.300 Euro ödenmesini kararlaştırmıştır.

AİHM bu davanın koşullarında ihlal tespitinin kendisinin başvuranın uğradığı manevi zararın giderilmesinde adil bir tatmini oluşturduğuna kanaat getirmektedir.

B. Yargılama masraf ve giderleri

Başvuran iç hukukta yapmış olduğu yargı giderleri için 3.000 ABD Dolarıve AİHM önünde yapmış olduğu giderler için 9.640 ABD Doları talep etmektedir.

Hükümet bu miktarlara karşı çıkmaktadır.

AİHM’nin yerleşik içtihadına göre bir başvuran gerçekliğini, gerekliğini kanıtladığı makul miktarlardaki yargı giderlerini elde edebilir. AİHM sunulan belgeler ve sözü edilen kıstaslar ışığında başvuranın ulusal merciler nezdinde yapmış olduğu yargılama masraf ve giderlerine ilişkin talebini reddetmektedir.

C. Gecikme Faizi

AİHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına üç puanlık bir artışın ekleneceğini belirtmektedir.

BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, MAHKEME, OYBİRLİĞİYLE,

1. Başvurunun kabuledilebilir olduğuna;

2. Ek 1 no’lu Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiğine;

3. a) AİHS’nin 44 / 2 maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden YTL’ye çevrilmek ve her türlü vergiden muaf tutulmak üzere Savunmacı Hükümet tarafından başvurana maddi tazminat olarak 50.300 (elli bin üç yüz) Euro ödenmesine;

b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapıldığı tarihe kadar Hükümet tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan fazlasına eşit oranda faiz uygulanmasına;

4. Adil tatmine ilişkin diğer taleplerin reddine;

KARAR VERMİŞTİR.

İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3. paragraflarına uygun olarak 13 Ocak 2009 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir

Yorum yapın