Ticari Satım Akdi | Ayıp İhbarı | Karakteristik Edim Borcu

T.C.

YARGITAY

19. HUKUK DAİRESİ

E. 2015/4625

K. 2016/963

T. 27.1.2016

• ALACAK DAVASI (Her Ne Kadar Davalı Taraf Ayıplı Mal Teslim Edildiğini İddia Etmiş İse de Ayıp İhbarında Bulunduğunu İspat Edemediği – Dolayısıyla Sözleşme Konusu Malları Bu Haliyle Kabul Etmiş Sayılacağı Gerekçesiyle Davanın Kabulüne Karar Verilmesinin Usul ve Yasaya Uygun Olduğu)

• KARAKTERİSTİK EDİM BORCU (Taraflar Arasındaki Ticari Satım Akdinde Karakteristik Edim Borçlusunun Satıcı Konumundaki Türk Tabiyetinde Bulunan Davacı Olduğu Dikkate Alındığında Somut Olayda Türk Hukukunun Uygulanması Gerektiği – Alacak Davası)

• TİCARİ SATIM (Taraflar Arasında Sözlü Satım Akdinin Bulunması Sebebiyle Yetkili Mahkemenin Hukuk Muhakemeleri Kanununun Yetkiye Dair Hükümleri Çerçevesinde Para Alacağına Dair Bu Davada Davacı Alacaklının İkametgahının Bulunduğu Yer Mahkemeleri Olduğu)

• AYIP İHBARI (Satım Bedelinin Alıcı Davalı Firma Tarafından Ödenmediği/Her Ne Kadar Davalı Taraf Ayıplı Mal Teslim Edildiğini İddia Etmiş İse de Ayıp İhbarında Bulunduğunu İspat Edemediği – Sözleşme Konusu Malları Bu Haliyle Kabul Etmiş Sayılacağı)

• YETKİ İLK İTİRAZI (Sözlü Satım Akdinin Bulunması Sebebiyle Yetkili Mahkemenin Hukuk Muhakemeleri Kanununun Yetkiye Dair Hükümleri Çerçevesinde Para Alacağına Dair Bu Davada Davacı Alacaklının İkametgahının Bulunduğu Yer Mahkemeleri Olduğundan Davalı Vekilinin Yetki İlk İtirazının Reddi Gerektiği)

5718/m.24

ÖZET : Dava, alacak istemine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılamada toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; MÖHUK’un 24. madde gözetildiğinde taraflar arasındaki ticari satım akdinde karakteristik edim borçlusunun satıcı konumundaki Türk tabiyetinde bulunan davacı olduğu dikkate alındığında somut olayda Türk Hukukunun uygulanması gerektiği taraflar arasında sözlü satım akdinin bulunması sebebiyle yetkili mahkemenin HMK’nın yetkiye dair hükümleri çerçevesinde para alacağına dair bu davada davacı alacaklının ikametgahının bulunduğu yer mahkemeleri olduğundan davalı vekilinin yetki ilk itirazının reddi gerektiği, taraflar arasında ticari satım akdi uyarınca, İsviçre’de faaliyet gösteren davalı firmaya davacı tarafça mobilya ve kumaş malzemeleri satıldığı ve satılan malzemenin davalıya teslim edildiği, söz konusu satım bedelinin alıcı davalı firma tarafından ödenmediği, her ne kadar davalı taraf ayıplı mal teslim edildiğini iddia etmiş ise de, ayıp ihbarında bulunduğunu ispat edemediği, dolayısıyla sözleşme konusu malları bu haliyle kabul etmiş sayılacağı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya uygundur.

DAVA : Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

KARAR : Davacı vekili, İsviçre’de faaliyet gösteren davalı şirketin restoranı için müvekkilinden satın alınan ve teslim edilen mobilya ve kumaş bedeli karşılığında düzenlenen fatura bedeli olarak fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 62.917,99 İsviçre Frangı’nın dava tarihinden itibaren bankalarca İsviçre Frangı için öngörülen en yüksek mevduat hesap faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, İsviçre’de faaliyette bulunan müvekkili şirket aleyhine Türkiye’de dava açılmasının ve Türk Hukukunun uygulanmasının MÖHUK’a ve HMK’ya aykırı olduğunu, taraflar arasındaki ticari satıma konu ürünlerin teslim yeri İsviçre olduğundan bu davada Türk mahkemelerinin yetkili olmadığını, davaya konu ürünlerin zarar görmüş bir şekilde eksik ve hatalı olarak müvekkiline teslim edildiğini, gönderilen mallar içinde müvekkilinin hiç talep etmediği eksik, faydasız ürünlerin çıktığını, davacı şirket yetkilisinin İsviçre’ye gelerek malların durumunu gördükten sonra yeni ürün teslim etmeyi vaaddettiğini, ancak müvekkiline yeni ürün teslim edilmediğini, maddi değeri olmayan ayıplı mallar sebebiyle müvekkilince mal bedelinin ödenmediğini ileri sürerek davanın reddini istemiştir.

Mahkemece yapılan yargılamada toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; MÖHUK’un 24. madde gözetildiğinde taraflar arasındaki ticari satım akdinde karakteristik edim borçlusunun satıcı konumundaki Türk tabiyetinde bulunan davacı olduğu dikkate alındığında somut olayda Türk Hukukunun uygulanması gerektiği taraflar arasında sözlü satım akdinin bulunması sebebiyle yetkili mahkemenin HMK’nın yetkiye dair hükümleri çerçevesinde para alacağına dair bu davada davacı alacaklının ikametgahının bulunduğu Türk mahkemeleri olduğundan davalı vekilinin yetki ilk itirazının reddi gerektiği, taraflar arasında ticari satım akdi uyarınca, İsviçre’de faaliyet gösteren davalı firmaya davacı tarafça toplam değeri 62.917,99 İsviçre Frangı olan mobilya ve kumaş malzemeleri satıldığı ve satılan malzemenin davalıya teslim edildiği, söz konusu satım bedelinin alıcı davalı firma tarafından ödenmediği, her ne kadar davalı taraf ayıplı mal teslim edildiğini iddia etmiş ise de, ayıp ihbarında bulunduğunu ispat edemediği, dolayısıyla sözleşme konusu malları bu haliyle kabul etmiş sayılacağı gerekçesiyle davanın kabulüyle 62.917,99 İsviçre Frangı’nın dava tarihinden itibaren Devlet Bankalarının İsviçre Frangı için 1 yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı üzerinden yürütülecek faiziyle birlikte fiili ödeme günündeki kur üzerinden TL karşılığının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.

SONUÇ : Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davacı yararına takdir edilen 1.350,00 TL. duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, 27.01.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yorum yapın