Elektrik Borcu Bulunmadığının Tespiti İstemi | Menfi Tespit Davası

 avukat

T.C.

YARGITAY

3. HUKUK DAİRESİ

E. 2015/12212

K. 2015/14901

T. 1.10.2015

• ELEKTRİK BORCU BULUNMADIĞININ TESPİTİ İSTEMİ ( Dava Konusu Enerji Bedeli Kayıp-Kaçak Dağıtım İletim ve Perakende Satış Hizmet Bedelleri Dahil Edilmeden Hesaplanması Konusunda Bilirkişiden Rapor Alınacağı )

• MENFİ TESPİT İSTEMİ ( Elektrik Borcu Bulunmadığının – Dava Konusu Enerji Bedeli Kayıp-Kaçak Dağıtım İletim ve Perakende Satış Hizmet Bedelleri Dahil Edilmeden Hesaplanacağı/Kayıp-Kaçak Bedelinin Hesaplamaya İlave Edilip Edilmediği Anlaşılamayan Rapora Dayalı Hüküm Kurulamayacağı )

• ENERJİ BEDELİ HESABI ( Elektrik Borcu Bulunmadığının Tespiti İstemi – Kayıp-Kaçak Dağıtım İletim ve Perakende Satış Hizmet Bedelleri Dahil Edilmeden Hesaplama Yapılacağı Gözetileceği )

• KAYIP KAÇAK DAĞITIM İLETİM VE PERAKENDE SATIŞ HİZMET BEDELLERİ ( Dahil Edilmeden Dava Konusu Enerji Bedeli Hesaplanması Gerektiği – Elektrik Borcu Bulunmadığının Tespiti İstemi )

2709/m.73

6446/m.1/1

ÖZET : Dava; elektrik borcu bulunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Somut olayda; mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmış, bilirkişi tarafından düzenlenen raporda; dağıtım, iletim ve perakende satış hizmeti bedelleri dahil edilerek hesaplama yapılmış, kayıp-kaçak bedelinin hesaplamaya ilave edilip edilmediği anlaşılamamıştır. Hâl böyle olunca; mahkemece, dava konusu enerji bedeline; kayıp-kaçak, dağıtım, iletim ve perakende satış hizmeti bedelleri dahil edilmeden, Yargıtay denetimine açık ve bilimsel verilere uygun şekilde hesaplanması konusunda bilirkişiden denetime elverişli ek rapor alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir.

DAVA : Taraflar arasındaki menfi tespit davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

KARAR : Davacı vekili, dava dilekçesinde; müvekkilinin tarımsal sulama abonesi olduğunu , davalı tarafından toplam 30.508,55 TL elektrik bedeli tahakkuk ettirildiğini, müvekkilinin bu kadar elektrik harcamasının mümkün olmadığını, 10.508,55 TL borcu olduğunu ileri sürerek; müvekkilinin davalıya 20.000,00 TL borçlu bulunmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, cevap dilekçesinde, yönetmeliğe uygun tahakkuk yaptıklarını savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, benimsenen bilirkişi raporuna göre; davanın reddine karar verilmiştir.

Hükmü, davacı vekili temyiz etmiştir.

Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının, Vergi Ödevi Başlıklı 73. maddesinde; “Vergi, resim, harç ve benzeri malî yükümlülüklerin kanunla konulacağı, değiştirileceği veya kaldırılacağı, vergi, resim, harç ve benzeri malî yükümlülüklerin muaflık, istisnalar ve indirimleriyle oranlarına ilişkin hükümlerinde kanunun belirttiği yukarı ve aşağı sınırlar içinde değişiklik yapmak yetkisinin Bakanlar Kuruluna verilebileceği” açıklanmıştır.

20/01/2001 tarih 4628 sayılı ve 14/03/2013 tarih 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunlarının; Amaç, Kapsam ve Tanımlar başlıklı 1. maddelerinin 1. fıkralarında; elektriğin yeterli, kaliteli, sürekli, düşük maliyetli ve çevreyle uyumlu bir şekilde tüketicilerin kullanımına sunulması için rekabet ortamında özel hukuk hükümlerine göre fâaliyet gösteren, mâli açıdan güçlü, istikrarlı ve şeffaf bir elektrik enerjisi piyasasının oluşturulması ve bu piyasada bağımsız bir düzenleme ve denetim yapılmasının sağlanmasının amaçlandığı belirtilmiştir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21/05/2014 gün, 2013/7-2454 Esas, 2014/679 Karar sayılı kararında; elektrik enerjisinin nakli esnasında meydana gelen kayıp ile kaçak kullanılan elektrik bedellerinin abonelerden tahsili yoluna gitmenin, hukuk devleti ve adalet düşünceleri ile bağdaşmayacağı; öte yandan, nihai tüketici olan abonenin; kayıp-kaçak bedeli gibi dağıtım şirketi tarafından faturalara yansıtılan; dağıtım bedeli, perakende satış hizmeti bedeli ve iletim bedelinin hangi miktarda olduğunu apaçık denetleyebilmesi ve hangi hizmetin karşılığında ne bedel ödediğini bilmesi, eş söyleyişle şeffaf bir hukuk devletinin vazgeçilmez unsurları olduğu, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunca kanunun verdiği genel ve soyut yetkiye dayanarak çıkarılan yönetmelik, kurul kararları ve tebliğlerinin de, Elektrik Piyasası Kanununun temel amaçları ve ilkelerinden olan, şeffaflık ve düşük maliyetli enerji temini unsurlarını taşıdığının kabulünün mümkün olmadığı, gerekçeleriyle; elektrik enerjisini kaçak kullanmayan abonelerden kayıp-kaçak bedeli alınamayacağı, diğer bir ifadeyle kayıp-kaçak bedelinin faturalara yansıtılamayacağına karar verilmiştir.

Dairemizce de, anılan Genel Kurul kararındaki ilkeler benimsenerek, kayıp-kaçak bedeli yanında, sayaç okuma, perakende satış hizmeti, iletim sistemi kullanım ve dağıtım bedellerinin de dağıtım şirketleri tarafından elektrik abonelerinden alınamayacağına karar vermiştir. ( 3.Hukuk Dairesi’nin 20/10/2014 tarih, 2014/7090 Esas, 2014/13588 Karar, 03/11/2014 tarih, 2014/7083 Esas, 2014/14256 Karar sayılı kararları )

Elektrik dağıtım şirketlerinin EPDK kurul kararları ve tebliğleri çerçevesinde, elektrik kullanan abonelerin faturalarına yansıtarak aldıkları, kayıp-kaçak, perakende satış hizmeti, iletim sistemi kullanım ve dağıtım bedellerinin elektrik enerjisi kullananlara ( sanayi, ticarî ve mesken abonelerine ) aktif tüketim bedeli dışında ek bir mâli yük ve külfet getirmektedir. Anayasamızın 73. maddesi gereğince; vergi, resim, harç ve benzeri malî yükümlülüklerin kanunla konulacağı, değiştirileceği veya kaldırılacağı düzenlenmiştir. Nitekim elektrik faturalarına yansıtılan %2 TRT payının da kanunla getirildiği ve kanunun verdiği açık ve şeffaf yetkiye dayanarak tahsil edilmektedir. Elektrik Piyasası Kanunun temel ilkeleri çerçevesinde amaçlanan hususun; 1 kw elektrik enerjisinin kullanıcılara ulaşıncaya kadar ki maliyet ve kâr payı olup; aksine, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumuna sınırsız bir fiyatlandırma ve tarife unsuru belirleme yetkisi ve görevi verilmemiştir. EPDK kurul kararları ve tebliğleri gereğince alınan; kayıp-kaçak, sayaç okuma, perakende satış hizmeti, iletim sistemi kullanım ve dağıtım bedellerinin; vergi, resim, harç ve benzeri malî yükümlülüklerin kanunla konulacağı, değiştirileceği veya kaldırılacağı, ayrıca Elektrik Piyasası Kanununun düşük maliyetli enerji temini ve şeffaf bir elektrik enerjisi piyasası oluşturulması ilkelerine uygun düşmemektedir.

Öte yandan, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’nun 21/03/2003 tarih 122 sayılı ve 29/12/2005 tarih 622 kurul kararlarına göre; kaçak elektrik enerjisi kullananlara, ( kaçak bedeli tahakkukunun ) dahil olduğu abone grubu üzerinden aktif enerji bedelinin ( 1,5 ) katı olarak, tekerrürü hâlinde ise ( 2 ) katı gözönüne alınarak hesaplanacağı hüküm altına alınmıştır. EPDK’nun bu kararından da anlaşıldığı üzere kaçak kullanımlarda kaçak tahakkuku normal kullanım bedelinin ( 1,5 ) katı, kaçak kullanımın tekrarı hâlinde ise ( 2 ) katı olarak hesaplanmaktadır.Elektriği kaçak kullananlar kurul kararı gereğince, kaçak bedelini cezalı bedel üzerinden ödemektedirler.

O hâlde elektriği kaçak olarak kullanmayan abonelerin ödemediği bedelleri, daha yüksek ( cezalı ) tarife üzerinden ödeyen kaçak kullanıcılardan tahsil etmek; hak, nesafet, eşitlik ve genel hukuk ilkeleri bağdaşmaz. Söz konusu bedellerin elektriği kaçak kullananlardan alınmaması kaçak kullanımı teşvik veya kaçak elektrik kullananları koruma gibi de algılanamaz. Zira, kaçak kullananlar zaten daha yüksek tarife üzerinden kaçak elektrik bedeli ödemektedirler.

Somut olaya gelince; mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmış, bilirkişi tarafından düzenlenen raporda; dağıtım, iletim ve perakende satış hizmeti bedelleri dahil edilerek hesaplama yapılmış, kayıp-kaçak bedelinin hesaplamaya ilave edilip edilmediği anlaşılamamıştır.

Hâl böyle olunca; mahkemece, yukarıda açıklanan ilke ve esaslar gözetilerek, dava konusu enerji bedeline; kayıp-kaçak, dağıtım, iletim ve perakende satış hizmeti bedelleri dahil edilmeden, Yargıtay denetimine açık ve bilimsel verilere uygun şekilde hesaplanması konusunda bilirkişiden denetime elverişli ek rapor alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken; yetersiz bilirkişi raporu benimsenerek hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 01.10.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

 

 

Yorum yapın