HUKUK ve DANIŞMANLIK
0 216 348 86 01

Trafik Kazasına Dayalı Tazminat Talebi | Zamanaşımı

 

T.C.

YARGITAY

HUKUK GENEL KURULU

E. 2011/17-427

K. 2011/519

T. 13.7.2011

• TRAFİK KAZASINA DAYALI TAZMİNAT TALEBİ ( Eylemin Aynı Zamanda Suç Oluşturduğu – 2918 S.K. Md. 109′da Yer Alan Hükümlerin Uygulanacağı/Uzamış Ceza Zamanaşımı Süresi Dolduğundan Davanın Reddedileceği )

• UZAMIŞ CEZA ZAMANAŞIMI ( Trafik Kazasına Dayalı Tazminat Talebi/Eylemin Aynı Zamanda Suç Oluşturduğu – 2918 S.K. Md. 109′da Yer Alan Hükümlerin Uygulanacağı/Uzamış Ceza Zamanaşımı Süresi Dolduğundan Davanın Reddi Gereği )

• ÖĞRENME TARİHİNDEN İTİBAREN İŞLEYEN ZAMANAŞIMI ( Trafik Kazasına Dayalı Tazminat Talebi/Uzamış Ceza Zamanaşımının Öğrenme Tarihinden İtibaren Başlayacağı – Zarar veya Fail Uzamış Zamanaşımı Süresinin Bitmesinden Sonra Öğrenilmiş İse Davanın 2 Yıllık Süre İçinde Açılacağı )

• TAZMİNATA KONU EYLEMİN SUÇ TEŞKİL ETMESİ ( Trafik Kazasına Dayalı Tazminat Talebi/Uzamış Ceza Zamanaşımının Öğrenme Tarihinden İtibaren Başlayacağı – Zarar veya Fail Uzamış Zamanaşımı Süresinin Bitmesinden Sonra Öğrenilmiş İse Davanın 2 Yıllık Süre İçinde Açılacağı )

2918/m.109

818/m.60

ÖZET : Dava, trafik kazasına dayalı tazminat istemine ilişkindir. Uyuşmazlık; somut olay yönünden zamanaşımına başlangıç olarak kabul edilecek tarihin tespiti, noktasında toplanmaktadır. Meydana gelen zararın derecesi ve Türk Ceza Kanunu’nun ilgili maddeleri dikkate alındığında, somut olayda 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 109. maddesinde yer alan zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrayacağı yönündeki hükmün uygulanması gerekir. Eldeki davadaki tazminat isteminin dayandırıldığı eylemin, aynı zamanda olay tarihinde yürürlükte bulunan Ceza Kanunu’na göre suç oluşturduğu konusunda uyuşmazlık yoktur. Uzamış zamanaşımı süresinin tazminat talebiyle açılacak davalarda uygulanabilmesi için, eylemin ceza kanununa göre suç sayılması gerekli ve yeterlidir. Ancak, fail hakkında mahkumiyet kararı verilmesi veya bir ceza davasının açılması ya da zarar görenin o davada tazminat yönünden bir talepte bulunmuş olması şartı aranmamaktadır. Uzamış zamanaşımı süresi, olay tarihinden itibaren işlemeye başlar. Ancak, zarar veya onun faili, uzamış zamanaşımı süresinin bitmesinden sonra öğrenilmiş ise, davanın, öğrenme tarihinden itibaren, iki yıllık süre içerisinde açılması gerekir. Olayda gerek iki yıllık gerek de 5 yıllık süre geçirilmiş olduğundan davanın reddine karar verilmelidir.

DAVA : Hukuk Genel Kurulu’nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

KARAR : Dava, trafik kazasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.

Davalı G… S… A.Ş. vekili, zamanaşımı definde bulunmuştur.

Yerel mahkemece, zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.

Hüküm, davacılar vekilinin temyizi üzerine Özel Dairece yukarıda açıklanan gerekçeyle bozulmuş, yerel mahkemece önceki kararda ısrar edilmiş, hükmü, davacılar vekili temyize getirmiştir.

Hukuk Genel Kurulu’ndaki görüşmeler sırasında, öncelikle, yerel mahkemece direnme öncesi verilen ilk kararın gerekçesinde, sadece Borçlar Kanunu’nun 60.maddesinin irdelenip tartışıldığı, 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 109.maddesinin ise hiç irdelenmediği, direnme kararında ise Borçlar Kanunu’nun 60.maddesi ile birlikte bozma ilamına dayanak yapılan 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 109.maddesinin tartışıldığı gerekçesiyle, yerel mahkemece bozma sonrası verilen hükmün, gerçekte yeni hüküm olup olmadığı ön sorun olarak tartışılmıştır.

Mahkemenin ilk kararında yer almamakla birlikte dairenin bozma ilamındaki saptamaya cevap niteliğinde sonraki kararda yer alan açıklamaların gerekçenin güçlendirilmesine yönelik olup, temelinde tamamen değiştirilmiş bir gerekçeden söz edilemeyeceği, bu nedenle temyize konu kararın yasal sınırlarda genişletilmiş gerekçeye dayalı olduğu ve şu haliyle yeni hüküm olmayıp direnme niteliğinde bulunduğu oyçokluğuyla kabul edilerek işin esasının incelenmesine geçilmiştir.

İşin esasına gelince;

Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; somut olay yönünden zamanaşımına başlangıç olarak kabul edilecek tarihin tespiti, noktasında toplanmaktadır.

Belirtmelidir ki, trafik kazası sonucunda bir kimsenin yaralanmasına neden olunması, ona karşı işlenmiş bir haksız fiil niteliğindedir.

818 sayılı Borçlar Kanunu ( BK )’nun 41.maddesine göre haksız fiil, gerek kasten gerek ihmal ve teseyyüp yahut tedbirsizlik ile haksız surette bir başkasına zarar verilmesi halidir.

Aynı kanununun 60.maddesi ise bu hallerde uygulanacak zamanaşımını düzenlemiştir.

Buna göre, haksız fiilden zarar gören kişinin, haksız fiil nedeniyle uğradığı maddi ve manevi zararının tazmini istemiyle açacağı dava, zararı ve faili öğrendiği tarihten itibaren bir ve her halde haksız fiil tarihinden itibaren on yıllık zamanaşımı süresine tabidir.

Aynı maddenin ikinci fıkrasında ise bu davanın, ceza kanunlarına göre müddeti daha uzun müruru zamana tabi cezayı müstelzim bir fiilden neşet etmiş olması halinde tazminat davasına da o müruru zamanın tatbik olunacağı belirtilerek, zamanaşımı süresinin bu gerekçeyle uzayacağı kabul edilmiştir.

Buna karşılık, 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 109.maddesinin ilk fıkrasında, yine bir haksız fiil niteliğindeki trafik kazalarından doğan tazminat taleplerinin tabi bulunacağı zamanaşımı süresi yönünden Borçlar Kanunu’nun 60. maddesindeki düzenlemeden farklı, özel bir hüküm getirilmiş; “motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar” şeklindeki bu hükümle, Borçlar Kanunu’nun 60. maddesindeki bir yıllık zamanaşımı süresi, bu tür tazminat davaları yönünden iki yıl olarak düzenlenmiştir. Aynı maddenin ikinci fıkrasında ise, davanın cezayı gerektiren bir eylemden doğması ve ceza kanununun bu eylem için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmesi halinde, bu sürenin, maddi tazminat talebiyle açılacak davalar için de geçerli olacağı hükme bağlanmıştır.

Borçlar Kanunu’nun 60.maddesi ile 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 109/II.maddesi zamanaşımı süresinin başlangıcı yönünden birbiriyle uyumlu olmakla birlikte, zamanaşımı süresi yönünden birbirlerinden ayrılmaktadır. Trafik kazalarından doğan tazminat talepleri bakımından zamanaşımı süresi Borçlar Kanunu’nun 60.maddesine göre bir yıl; 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 109/II.maddesine göre ise iki yıl olarak düzenlenmiştir.

2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 109/II.maddesine göre, ceza kanununda öngörülen daha uzun ( uzamış ) zamanaşımı süresinin tazminat talebiyle açılacak davalarda uygulanabilmesi için, eylemin ceza kanununa göre suç sayılması gerekli ve yeterlidir. Ancak, fail hakkında mahkumiyet kararı verilmesi veya bir ceza davasının açılması ya da zarar görenin o davada tazminat yönünden bir talepte bulunmuş olması şartı aranmamaktadır.

Ceza Kanunu’nda öngörülen daha uzun ( uzamış ) zamanaşımı süresi, olay tarihinden itibaren işlemeye başlar; sürenin işlemeye başlaması için, zarar görenin, zararı ve onun failini öğrenmesi koşulu aranmaz. Ancak, zarar veya onun faili, uzamış zamanaşımı süresinin bitmesinden sonra öğrenilmiş ise, davanın, öğrenme tarihinden itibaren, 2918 Sayılı Kanunun 109.maddesindeki iki yıllık süre içerisinde açılması gerekir.

Nitekim, Hukuk Genel Kurulu’nun 16.04.2008 tarih ve 2008/4-326 E.-325 K.; 06.02.2008 tarih ve 2008/4-69 E-101 K.; 12.03.2008 tarih ve 2008/4-248 E.-240 K.; 20.12.2006 tarih ve 2006/4-801 E.-813 K.sayılı, ilamlarında da aynı hususlar vurgulanmıştır.

Açıklanan bu maddi hukuk kuralları, somut olay ortaya konularak değerlendirildiğinde;

Eldeki davadaki tazminat isteminin dayandırıldığı eylemin, aynı zamanda olay tarihinde yürürlükte bulunan Ceza Kanunu’na göre suç oluşturduğu konusunda uyuşmazlık yoktur.

06.02.2003 tarihli kaza tespit tutanağına göre, dava dışı sürücü R. P.’un sevk ve idaresindeki araç, kavşağa kontrolsüz şekilde girdiği esnada, dava dışı sürücü G. G.’ın sevk ve idaresindeki araca çarpmış, çarpmanın şiddeti ile sürücü G. G., direksiyon hakimiyetini kaybedip yaya kaldırımı yerine yolda yürüyen davacılara çarpmış, olayda, sürücü R. P., birinci derecede, sürücü G. G., ikinci derecede kusurlu bulunmuş, yaya davacılar da yol içinde yürüdüklerinden kusurlu bulunmuştur.

Hatay 2.Asliye Ceza Mahkemesi’nin 12.10.2004 gün ve 2003/293 E. 2004/898 K. sayılı, kararı ile Sürücüler, R. P. ile G. G.’ın, tedbirsizlik ve dikkatsizlik sonucu davacılar G. B. ve N. B.’ın yaralanmalarına sebep olmak suçundan cezalandırılmalarına karar verilmiş, hüküm, temyiz edilmeksizin 18.11.2004 tarihinde kesinleşmiştir.

Davacılar tarafından, dava dışı sürücüler aleyhine açılan maddi ve manevi tazminat davası sonunda verilen Hatay 2.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 28.04.2008 gün ve 2005/82 E. 2008/125 K. sayılı kararı ile dava dışı sürücüler R. P. ile G. G.’ın, kusurları oranında davacılara maddi ve manevi tazminat ödemelerine karar verilmiş, bu hüküm de temyiz edilmeksizin 19.03.2009 tarihinde kesinleşmiştir.

Bu dosyada yapılan yargılama sırasında, Hatay 2.Asliye Hukuk Mahkemesince alınan, Adli Tıp Kurumu 3.İhtisas Kurulu’nun 09.05.2007 tarihli raporuyla, dava konusu kaza nedeniyle davacı G. B.’ın, %22 oranında meslekte kazanma gücünden kaybettiği tespit edilmiş, davacılar, vekillerine 06.06.2007 tarihli celsede bu raporun okunmasıyla, 06.06.2007 tarihi itibariyle zararın kapsamını öğrenmişlerdir.

Davacıların zararı öğrenmesi ( ıttılaı ), davacıların kanunun açıkladığı anlamda zarar veren olayın sonuçlarını, gidişatını, kesinleşen durumunu ve zararın kapsamını belirleyebilecek bilgiye sahip olması anlamına gelir. Zarar tamamlanmadan zarar gören açısından zararın belli olduğu kabul edilemez. Zararın tamamlanması ise tüm sonuçları ile bilinmesi ile mümkündür.

Davacılarda meydana gelen zararın derecesi ve Türk Ceza Kanunu’nun ilgili maddeleri dikkate alındığında, somut olayda 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 109.maddesinin uygulanması gerektiği açıktır.

Zamanaşımı süresinin hangi tarihten itibaren başladığı noktasına gelince;

Uzamış zamanaşımı süresi, yukarıda da açıklandığı üzere olay tarihinden itibaren işlemeye başlar. Ancak, zarar veya onun faili, uzamış zamanaşımı süresinin bitmesinden sonra öğrenilmiş ise, davanın, öğrenme tarihinden itibaren, 2918 Sayılı Kanunun 109.maddesindeki iki yıllık süre içerisinde açılması gerekir.

Buna göre, tazminat isteminin dayandırıldığı trafik kazası 06.02.2003 tarihinde meydana gelmiş, dava dışı sürücüler aleyhine açılan Hatay 2.Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2003/293 Esas 2004/898 Karar sayılı ceza davası, 18.11.2004 tarihinde kesinleşmiş, maluliyet, yani zarar ise 06.06.2007 tarihinde öğrenilmiş, eldeki dava ise 07.08.2009 tarihinde, yani, 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 109/I. maddesinde öngörülen iki yıllık sürenin ve beş yıllık uzamış ceza zamanaşımı süresinin bitiminden sonra açılmıştır.

O halde, yukarıda açıklanan gerekçelere göre, zamanaşımı nedeniyle davanın reddine ilişkin yerel mahkeme kararı usul ve yasaya uygun olup, onanmalıdır.

SONUÇ : Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile, direnme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle ONANMASINA, gerekli temyiz ilam harcı peşin alınmış olduğundan başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 13.07.2011 gününde oyçokluğuyla ile karar verildi.

 



Bu konuyu cevapla:

* İsim, E-posta ve Yorum doldurulmalıdır.

Makale Arama



Hukuki Başlıklar