HUKUK ve DANIŞMANLIK
0 216 348 86 01

Teminat İpoteği

T.C.

YARGITAY

12. HUKUK DAİRESİ

E. 2011/12128

K. 2012/746

T. 19.1.2012

• İPOTEĞİN PARAYA ÇEVRİLMESİ YOLUYLA İLAMSIZ TAKİP ( İtirazın Kaldırılması – Taraflar Arasında Ticari İlişki Gereğince Doğacak Olan Alacağın Teminatını Teşkil Etmek Üzere İpotek Tesis Edildiği/Teminat İpoteğine Dayalı Olarak İpoteğin Paraya Çevrilmesi Yolu İle İlamsız Takip Yapılamayacağı )

• TEMİNAT İPOTEĞİ ( Taraflar Arasında Ticari İlişki Gereğince Doğacak Olan Alacağın Teminatını Teşkil Etmek Üzere İpotek Tesis Edildiği – Teminat İpoteğine Dayalı Olarak İpoteğin Paraya Çevrilmesi Yolu İle İlamsız Takip Yapılamayacağı )

• BİLİRKİŞİ RAPORU ( Hangi Belgelerle Alacağın Varlığının Tespit Edildiğinin Gösterilip Açıklanmadığı Denetime Elverişsiz Bilirkişi Raporunun Hükme Esas Alınmasının Doğru Olmadığı – İpoteğin Paraya Çevrilmesi Yoluyla İlamsız Takip )

2004/m.68,150/a

ÖZET : Dava, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamsız takibe itirazın kaldırılması istemidir. Alacaklı ile borçlu arasında İİK.nun 150/a maddesinde öngörüldüğü şekilde cari hesap veya işleyecek kredi gibi bir sözleşmenin teminatı olarak kurulmuş bir ipotek bulunmamaktadır. Taraflar arasında, ticari ilişki gereğince doğacak olan alacağın teminatını teşkil etmek üzere ipotek tesis edildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, alacağın varlığı, miktarı, tahsili gerekip gerekmediği yargılamayı gerektireceğinden, söz konusu teminat ipoteğine dayalı olarak, ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamsız takip yapılamaz. Alacaklı, öncelikle dava açıp, mahkemeden alacağını belirtir ilam aldıktan sonra takibe geçebilir.

Alacağın varlığı ve miktarının yargılamayı gerektirdiği hususu gözardı edilerek itirazın kaldırılması isteminin kısmen de olsa kabulüne karar verilmesi isabetsizdir. Ayrıca, İİK.nun 68.madde niteliğinde hangi belgelerle alacağın varlığının tespit edildiğinin gösterilip açıklanmadığı denetime elverişsiz bilirkişi raporunun hükme esas alınması da doğru değildir.

DAVA : Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Alacaklı tarafından başlatılan ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamsız takibe karşı borçlunun süresinde itirazı üzerine alacaklının itirazın kaldırılması istemi ile icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece, istemin kısmen kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır.

Ödeme emrine itiraz” başlıklı İİK.nun 150.maddesinde, borçlu veya üçüncü şahıs ödeme emrinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde itirazda bulunabilirler. Ancak, rehin hakkı itiraz konusu yapılamaz. İpoteğin iptali hakkında dava açılması halinde 72. madde hükümleri kıyasen uygulanır, hükmüne yer verilmiştir. İtirazın İncelenmesi Usulü Ve Hükümleri başlıklı 150/a maddesinde ise, ödeme emrine itiraz hakkında 62 den 72. maddeye kadar olan hükümler uygulanır.

Ancak;

İpotek, bir cari hesap veya işleyecek kredi vesaire gibi bir mukavelenin teminatı olarak verilmişse, icra mahkemesi bu mukavele ve bununla ilgili sair belge ve makbuzları 68 inci maddedeki esaslara göre incelemek yetkisini haizdir, düzenlemesi yer almaktadır. Açıklanan şekilde İİK.150. maddesine göre itiraz edilip, icra mahkemesinden bu itirazın kaldırılması istenirse, mahkeme, İİK.150/a maddesi göndermesi ile İİK.nun 68.maddesindeki esaslara göre inceleme yapmalıdır.

Kural olarak, cari hesap-kredi sözleşmeleri İİK.nun 68.maddesinde yazılı belgelerden değildir ve alacağın varlığı yargılamayı gerektirdiğinden icra mahkemesinden itirazın kaldırılması istenemez.

Ne var ki, bu kuralın iki istisnası vardır;

Bunlardan birisi İİK.150/a maddesi hükmünce cari hesap-kredi sözleşmesi ipotekle ( limit-üst sınır )teminat altına alınmışsa alacaklının krediyi kullandırdığını belgelemesi halinde İİK.68. maddesindeki esaslara göre ( İİK.62 ilâ 72 maddeleri hükümleri uygulanmak suretiyle )inceleme yapılması; diğeri de İİK.nun 68/b maddesi hükmünce cari hesap-kredi sözleşmesine dayanılarak noter aracılığıyla hesap özeti tebliğ edilip; buna 1 aylık sürede itiraz edilmemesi halinde İİK.68. maddede yer alan belge sayılarak, incelemenin yine bu maddedeki esaslara göre ( İİK.62 ilâ 72 maddeleri hükümleri uygulanmak suretiyle )gerçekleştirilmesidir.

Ancak; İİK’nun 68/b maddesinde; Borçlu cari hesap veya kısa, orta, uzun vadeli kredi şeklinde işleyen kredilerde krediyi kullandıran taraf, krediyi kullanan tarafın kredi sözleşmesinde belirttiği adresine, borçlu cari hesap sözleşmesinde belirtilen dönemleri veya kısa, orta, uzun vadeli kredi sözleşmelerinde yazılı faiz tahakkuk dönemlerini takip eden onbeş gün içinde bir hesap özetini noter aracılığı ile göndermek zorundadır ( bu fıkraya 17.07.2003 tarihinde 4949 Sayılı Kanun’un 18.maddesi ile eklenen cümlede ). Sözleşmede gösterilen adresin değiştirilmesi, yurt içinde bir adresin noter aracılığıyla krediyi kullandıran tarafa bildirilmesi halinde sonuç doğurur; yeni adresin bu şeklide bildirilmemesi halinde hesap özetinin eski adrese ulaştığı tarih tebliğ tarihi sayılır.

Süresi içinde gönderilen hesap özetinin muhtevasına alındığından itibaren bir ay içinde itiraz etmeyen krediyi kullanan taraf, hesap özetinin gerçeğe aykırılığını ancak borcunu ödedikten sonra dava edebilir.

Kredi sözleşmeleri ve bunlarla ilgili süresinde itiraz edilmemiş hesap özetleri ile ihtarnameler ve krediyi kullandıran tarafından usulüne uygun düzenlenmiş diğer belge ve makbuzlar bu kanunun 68.maddesinin birinci fıkrasında belirtilen belgelerden sayılırlar. Krediyi kullanan taraf itiraz etmediği imzayı kabul etmiş sayılır.

Yine 17.07.2003 tarih 4949 Sayılı Kanun’la eklenen İİK’nun 150/ı maddesinde; Borçlu cari hesap veya kısa, orta, uzun vadeli kredi şeklinde işleyen nakdi veya gayrinakdi bir krediyi kullandıran tarafın ibraz ettiği ipotek akit tablosu kayıtsız şartsız bir para borcu ikrarını ihtiva etmese dahi, krediyi kullandıran taraf, krediyi kullanan tarafa ait cari hesabın kesilmesine veya kısa, orta, uzun vadeli kredi hesabının muaccel kılınmasına ilişkin hesap özetinin veya gayrinakdi kredinin ödenmiş olması nedeniyle tazmin talebinin veya borcun ödenmesine ilişkin ihtarın noter aracılığıyla krediyi kullanan tarafa kredi sözleşmesinde yazılı yada ipotek akit tablosunda belirtilen adrese gönderilmek suretiyle tebliğ edildiğini veya 68/b maddesi gereğince tebliğ edilmiş sayıldığını gösteren noterden tasdikli bir sureti icra müdürlüğüne ibraz ederse icra müdürü 149.madde uyarınca işlem yapar… düzenlemelerine yer verilmiştir.

Yukarıdaki maddelerde, 4949 Sayılı Yasa ile yapılan değişiklikler bankalar lehine getirilmiş uygulamalar olup, borçluların, cari hesabın kesilmesine, hesap özetine ve tazmin talebine ilişkin tebligatları almamak suretiyle takibin başlatılmasını geciktirmeleri önlenmiş bulunmaktadır. Yapılan bu düzenlemelerle kredi sözleşmelerindeki adrese çıkarılan hesap özetlerine bir ay içinde itiraz edilmemesi halinde hesap özetinin içeriği takip hukuku yönünden kesinleşecektir. Kredi sözleşmeleri ve bunlarla ilgili süresinde itiraz edilmemiş hesap özetleri ile ihtarnameler ve krediyi kullandıran tarafından usulüne uygun düzenlenmiş diğer belge ve makbuzlar İİK’nun 68/1.maddesinde belirtilen belgelerden sayılırlar. Borçlu, hesap özetinin gerçeğe aykırılığını ancak borcu ödedikten sonra genel mahkemece açacağı bir dava ile ileri sürebilecektir. Aynı şekilde İİK’nun 150/ı maddesi kapsamında ipotekli takiplerde tebligatın İİK’nun 68/b koşullarında yapılmış sayılması ve itiraz edilmemiş olması halinde ilamlı takip kesinleşmiş kabul edileceğinden icra mahkemesinin incelemesi, ancak borcun sona erdiği veya ertelendiği iddiaları yönünde olabilecek, borçlu yetkili mercilerce re’sen düzenlenmiş veya usulüne göre tasdik edilmiş yahut icra dairesinde, icra mahkemesinde yada mahkeme önünde ikrar olunmuş senetle tevsik edebildiği takdirde borcundan kurtulabilecektir.

Görüldüğü üzere ilgili hükümler bankalar lehine konulmuş ve borçlunun durumunu ağırlaştırıcı niteliktedir. İtiraz edilmeyen bir ihtarname ile alacaklar 68’deki belge veya ilam niteliği kazanmaktadır.

Somut olayda, alacaklının kredi veren kuruluş ( banka )olmadığı görülmektedir. Bu durumda İİK.nun 68/b ve 150/ı maddesinin olayda uygulama yeri bulunmamaktadır.

Diğer yandan; Alacaklı ile borçlu arasında İİK.nun 150/a maddesinde öngörüldüğü şekilde cari hesap veya işleyecek kredi gibi bir sözleşmenin teminatı olarak kurulmuş bir ipotek bulunmamaktadır. Taraflar arasında, ticari ilişki gereğince doğacak olan alacağın teminatını teşkil etmek üzere ipotek tesis edildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, alacağın varlığı, miktarı, tahsili gerekip gerekmediği yargılamayı gerektireceğinden, söz konusu teminat ipoteğine dayalı olarak, ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamsız takip yapılamaz. Alacaklı, öncelikle dava açıp, mahkemeden alacağını belirtir ilam aldıktan sonra takibe geçebilir.

O halde, mahkemece, tüm bu açıklamalar ışığında, alacağın varlığı ve miktarının yargılamayı gerektirdiği hususu gözardı edilerek itirazın kaldırılması isteminin kısmen de olsa kabulüne karar verilmesi isabetsizdir.

Ayrıca, İİK.nun 68.madde niteliğinde hangi belgelerle alacağın varlığının tespit edildiğinin gösterilip açıklanmadığı denetime elverişsiz bilirkişi raporunun hükme esas alınması da doğru değildir.

SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK. 366 ve HUMK.’nun 428. maddeleri uyarınca ( BOZULMASINA ), 19.01.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.



Bu konuyu cevapla:

* İsim, E-posta ve Yorum doldurulmalıdır.

Makale Arama



Hukuki Başlıklar