HUKUK ve DANIŞMANLIK
0 216 348 86 01

Resmi Vasiyetname

T.C.

YARGITAY

3. HUKUK DAİRESİ

E. 2011/6433

K. 2011/17282

T. 3.11.2011

• RESMİ VASİYETNAMEDE DÜZENLENMESİNE İŞTİRAK EDEN KİŞİLER ( Kanun Bazı İşlemlerinde Bizzat Resmi Memur Tarafından Yapılmasını Emrettiği – Söz Konusu Kişinin Bu İşle Vazifeli Resmi Memur Olup Olmadığı ve Engelinin Bulunup Bulunmadığı Kimliğinin Tereddüt Yaratmayacak Bir Biçimde Belli Olmasına Bağlı Olduğu)

• VASİYETNAMENİN İPTALİ İSTEMİ ( Vasiyetname Düzenlenirken Vasiyetname İçeriğini Düzenleyen Noter ile Onaylayan Noterin Kimliği Hakkında Tereddüt Oluşması – Çelişkili Vasiyetname Şekil Şartlarını Taşımadığından Davanın Kabulü Gerektiği)

• MEMURUN BİZZAT YAPMASI GEREKEN İŞLEMLER ( Resmi Vasiyetnamede Düzenlenmesine İştirak Eden Kişiler Hakkında Kanun Bazı İşlemlerinde Bizzat Resmi Memur Tarafından Yapılmasını Emrettiği – Vasiyetnamenin İptali İstemi)

• VASİYETNAME İÇERİĞİNİ DÜZENLEYEN NOTER İLE ONAYLAYAN NOTERİN KİMLİĞİ HAKKINDA TEREDDÜT OLUŞMASI ( Vasiyetnamenin İptali İstemi – Çelişkili Vasiyetname Şekil Şartlarını Taşımadığından Davanın Kabulü Gerektiği)

• NOTERİN KİMLİĞİ HAKKINDA OLUŞAN TEREDDÜT ( Çelişkili Vasiyetname Şekil Şartlarını Taşımadığından Davanın Kabulü Gerektiği – Vasiyetnamenin İptali İstemi)

4721/m.533,536

ÖZET : Dava dilekçelerinde vasiyetnamenin iptali istenilmiştir. Resmi vasiyetname düzenlenmesi yasada sıkı şekil şartlarına bağlanmış olup, bu maddeler kamu düzenine ilişkindir. Bu sebeple resmi vasiyetnamede düzenlenmesine iştirak eden kişilerin kimliği önem taşıdığı gibi, kanun, bazı işlemlerinde bizzat resmi memur tarafından yapılmasını emretmiştir. Söz konusu kişinin bu işle vazifeli resmi memur olup olmadığı, engelinin bulunup bulunmadığı kimliğinin tereddüt yaratmayacak bir biçimde belli olmasına bağlıdır. Resmi memurun yaptığı işlemler tevsik işlemi olduğu için baştan itibaren aynı memur tarafından yapılması ve son imza işleminin de beyanı alan, okuyan ve vasiyetçiyle şahit sözlerini dinleyen, yazdıran memur tarafından yapılması zorunludur.

Olayda, söz konusu vasiyetname düzenlenirken vasiyetname içeriğinde gerekli olan bütün yerlerde Tarsus 4. Noteri F. K. ismi yazılmıştır. Ancak onay işlemleri. Noter vekili Başkatibi S. S. adına kaşe basılarak onun imzasıyla yapılmıştır. Bu hal söz konusu vasiyetnameyi düzenleyen kişinin kimliği hakkında tereddütler yaratmaktadır. Böyle olunca takriri alanın ve düzenleme yapanın Noter F. K. olduğunu kabul etmek zarureti ortaya çıkmakta olup söz konusu kişinin imzasını muhtevi olmayan belgeyi de resmi vasiyetname olarak nitelemek doğru olmaz. Şu halde yasaya uygun düzenlenmeyen belge bütünlüğü çelişkili vasiyetname şekil şartlarını taşımadığından davanın kabulü gerekir.

DAVA : Esas ve birleşen dava dilekçelerinde vasiyetnamenin iptali istenilmiştir. Mahkemece davanın ve birleşen davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

KARAR : Birleşen her iki davada da, mirasbırakan tarafından 27.12.2001 tarihinde Tarsus 4. Noterliğinde düzenlenen vasiyetnamenin mirasbırakan H. T.’ın ehliyetsizliği, tehdit ve zorlamayla yapıldığı, okuma yazma bilmeyen murise ait vasiyetnamenin şekil şartlarına aykırı olduğu, noter imzasının bulunmadığı ileri sürülerek iptali istenilmiş, mahkemece, istemin reddine karar verilmiş. Dairemizin 2009/13844-14561 Sayılı kararıyla eksik araştırma sebebiyle bozulmuştur. Mahkemece bozmaya uyulmuş, tanık noter başkatibi S. S. davaya konu vasiyetnameyi kendisinin düzenlediğini ve bu sebeple kendisinin onayladığını beyan etmekle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.

T.M.K. 533-534 üncü maddelerine göre: Mirasbırakan, arzularını resmi memura bildirir. Bunun üzerine memur, vasiyetnameyi yazar veya yazdırır ve okuması için mirasbırakana verir. Vasiyetname, mirasbırakan tarafından okunup imzalanır. Memur, vasiyetnameyi tarih koyarak imzalar. Vasiyetnameye tarih ve imza konulduktan hemen sonra mirasbırakan, vasiyetnameyi okuduğunu, bunun son arzularını içerdiğini memurun huzurunda iki tanığa beyan eder. Tanıklar, bu beyanın kendi önlerinde yapıldığını ve mirasbırakanı tasarrufa ehil gördüklerini vasiyetnameye yazarak veya yazdırarak altını imzalarlar.

Görüldüğü gibi resmi vasiyetname düzenlenmesi yasada sıkı şekil şartlarına bağlanmış olup, bu maddeler kamu düzenine ilişkindir. Bu sebeple resmi vasiyetnamede düzenlenmesine iştirak eden kişilerin kimliği önem taşıdığı gibi, kanun, bazı işlemlerinde bizzat resmi memur tarafından yapılmasını emretmiştir. Söz konusu kişinin bu işle vazifeli resmi memur olup olmadığı, engelinin ( T.M.K.md.536) bulunup bulunmadığı kimliğinin tereddüt yaratmayacak bir biçimde belli olmasına bağlıdır. Resmi memurun yaptığı işlemler tevsik işlemi olduğu için baştan itibaren aynı memur tarafından yapılması ve son imza işleminin de beyanı alan, okuyan ve vasiyetçiyle şahit sözlerini dinleyen, yazdıran memur tarafından yapılması zorunludur. Bu yön işlemlerde birlik prensibinin ( 2.HD.12.11.1965, 3008/5432 Sayılı kararı) zaruri bir sonucu olmaktadır.

Somut olayda, söz konusu vasiyetname düzenlenirken vasiyetname içeriğinde gerekli olan bütün yerlerde Tarsus 4. Noteri F. K. ismi yazılmıştır. Ancak onay işlemleri. Noter vekili Başkatibi S. S. adına kaşe basılarak onun imzasıyla yapılmıştır.

Bu hal söz konusu vasiyetnameyi düzenleyen kişinin kimliği hakkında tereddütler yaratmaktadır. Böyle olunca takriri alanın ve düzenleme yapanın Noter F. K. olduğunu kabul etmek zarureti ortaya çıkmakta olup söz konusu kişinin imzasını muhtevi olmayan belgeyi de resmi vasiyetname olarak nitelemek doğru olmaz. Şu halde yasaya uygun düzenlenmeyen belge bütünlüğü çelişkili vasiyetname şekil şartlarını taşımadığından davanın kabulü gerekirken reddi usul ve kanuna aykırıdır.

SONUÇ : Bu itibarla yukarda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu sebeplerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün H.U.M.K.nun 428 inci maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istenmesi halinde temyiz edene iadesine, 03.11.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



Bu konuyu cevapla:

* İsim, E-posta ve Yorum doldurulmalıdır.

Makale Arama



Hukuki Başlıklar