HUKUK ve DANIŞMANLIK
0 216 348 86 01

İhtiyati Tedbir Talebinin Reddi | Kanun Yoluna Başvuru

T.C.

YARGITAY

11. HUKUK DAİRESİ

E. 2012/327

K. 2012/1023

T. 30.1.2012

• İHTİYATİ TEDBİR TALEBİ ( Reddi Halinde Kanun Yoluna Başvurma Olanağı Getirildiği – Temyiz İncelemesinin Yapılabilmesi İçin Öncelikle Kararın Taraflara Usulüne Uygun Olarak Tebliğ Edilmesi ve Süresi İçerisinde Temyiz Edilmiş Olması Gerektiği/Ayrıca Gerekçeli Karar Şeklinde Yazılması Gerektiği )

• KANUN YOLUNA BAŞVURU OLANAĞI ( İhtiyati Tedbir Talebinin Reddi Halinde Başvurulabileceği – Temyiz İncelemesinin Yapılabilmesi İçin Öncelikle Kararın Taraflara Usulüne Uygun Olarak Tebliğ Edilmesi ve Süresi İçerisinde Temyiz Edilmiş Olması Gerektiği )

• GEREKÇELİ KARAR ( İhtiyati Tedbir Talebinin Reddine Dair Karar Verilmesi Üzerine HMK.’nun 391/2 Md.sine Uygun Olarak Gerekçeli Karar Yazılmamış Olduğundan Kararın Bozulması Gerektiği )

1086/m.391/2-3

2709/m.141

ÖZET : HMK’nun 391/3 maddesi uyarınca ihtiyati tedbir talebinin reddi halinde kanun yoluna başvurma olanağı getirilmiştir. Ancak temyiz edilen bir kararın Yargıtay tarafından temyiz incelemesinin yapılabilmesi için öncelikle kararın taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edilmesi ve süresi içerisinde temyiz edilmiş olması gerekmektedir. Bundan başka, ihtiyati tedbir kararının HMK’nun 391/2 maddesi uyarınca gerekçeli karar şeklinde yazılması gerekmekte olup, esasen Yargıtay denetiminin de gerekçeli karar üzerinden yapılması mümkündür. 1982 Anayasası’nın 141. maddesine göre, tüm mahkeme kararlarının gerekçeli olması gerekmektedir. Temyiz edilen kısa karar, bu hususları kapsamadığından, temyiz denetimi mümkün değildir. Bu durumda, mahkemece, ihtiyati tedbir talebinin reddine dair karar verilmesi üzerine, HMK.’nun 391/2 maddesine uygun olarak, gerekçeli karar yazılmamış olduğundan kararın bozulması gerekmiştir.

DAVA : Taraflar arasında görülen davada Beypazarı Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 29/09/2011 tarih ve 2011/59-2011/59 D-iş sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Mehmet Alper Bostancı tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

KARAR : Davacı vekili, davalılar hakkında başlatılan icra takibine davalı borçluların itirazı üzerine takibin durduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline, icra takibinin devamına ve davalıların adına kayıtlı olan mal ve haklar üzerine ihtiyati tedbir konulması talebinde bulunmuştur.

Davalı borçlu vekili davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, tensip kararı ile davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.

İhtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

1- Alacaklı Türkiye Ziraat Bankası A.ޞ. tarafından yapılan icra takibine itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasında ihtiyati tedbir kararı talep edilmiş olup, bu istemin, tensip tutanağı ile reddine karar verilmiş, ancak ayrı bir gerekçeli karar yazılmamıştır.

HMK’nun 391/3 maddesi uyarınca ihtiyati tedbir talebinin reddi halinde kanun yoluna başvurma olanağı getirilmiştir. Ancak temyiz edilen bir kararın Yargıtay tarafından temyiz incelemesinin yapılabilmesi için öncelikle kararın taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edilmesi ve süresi içerisinde temyiz edilmiş olması gerekmektedir. Bundan başka, ihtiyati tedbir kararının HMK’nun 391/2 maddesi uyarınca gerekçeli karar şeklinde yazılması gerekmekte olup, esasen Yargıtay denetiminin de gerekçeli karar üzerinden yapılması mümkündür. 1982 Anayasası’nın 141. maddesine göre, tüm mahkeme kararlarının gerekçeli olması gerekmektedir. Temyiz edilen kısa karar, bu hususları kapsamadığından, temyiz denetimi mümkün değildir. Bu durumda, mahkemece, ihtiyati tedbir talebinin reddine dair karar verilmesi üzerine, HMK.’nun 391/2 maddesine uygun olarak, gerekçeli karar yazılmamış olduğundan kararın bozulması gerekmiştir.

2- Bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.

SONUÇ : Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığı 30.01.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



Bu konuyu cevapla:

* İsim, E-posta ve Yorum doldurulmalıdır.

Makale Arama



Hukuki Başlıklar